Işık hızında hareket eden bir uzay aracında zamanın , dünyadaki zamana göre daha yavaş ilerlemesi, bilim kurgu sinemasının en ikonik sahnelerinden biridir. Kahramanımız, ışık hızında birkaç seneliğine yakın bir yıldıza gider. Geri döndüğünde ise dünyadaki yaşıtlarının çoktan göçtüğünü, çocuklarının hatta torunlarının kendisinden daha yaşlı hâle geldiğini görür. Zamanın bu bükülüşü sadece fizikle sınırlı değildir; aslında modern insanın ,zamana karşı verdiği amansız savaşın da bir izdüşümüdür.
Yıllar önce ilk iş deneyimimde, yöneticimin masasında duran küçük bir biblodaki sonradan latince olduğunu öğrendiğim söz dikkatimi çekmişti: "Haste Eliminates Waste" yani "Hız kayıpları engeller." Peki, hız gerçekten sadece kayıpları mı engeller, yoksa hayatın kendisini de mi kaçırmamıza neden olur?