Evrim Ağacı
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Merhaba
Bir şeyi sıkıcı bulmamız her zaman o şeyin kendisinden kaynaklanmaz. Konu yalnızca ezberletiliyor, gündelik hayatla bağlantısı kurulmuyor veya merak etmeye fırsat bırakılmadan anlatılıyorsa en ilginç mesele bile cansızlaşabilir. Keza konu kişinin seviyesinden çok zor ya da fazla kolay sunulduğunda dikkat doğal olarak dağılabilir. Lakin anlatım biçimi değişmesine rağmen ilgi hala oluşmuyorsa burada kişisel merakların ve yatkınlıkların etkisi vardır. Her insanın her konuyu sevmesi beklenemez. Bir konunun gerçekten sıkıcı olup olmadığını anlamanın en doğru yolu, onu yalnızca bize öğretildiği biçimiyle değil farklı bir anlatıcıdan, uygulama yaparak veya kendi sorularımız üzerinden bir kez daha keşfetmek olduğunu düşünüyorum. Saygılarımla.
Merhaba
Bir ötegezegendeki yaşamı doğrudan görmüyoruz gezegenin atmosferinin yıldız ışığı üzerinde bıraktığı kimyasal izleri inceliyoruz. Gezegen yıldızının önünden geçerken yıldız ışığının küçük bir bölümü gezegenin atmosferinden süzülerek bize ulaşır. Atmosferdeki moleküller bu ışığın belirli dalga boylarını soğurur. Işık tayfına ayrıldığında oluşan eksiklikler, hangi moleküllerin atmosferde bulunduğunu gösteren birer kimyasal parmak izi gibidir. Bilim insanları gezegen yıldızın önünde değilken alınan ışıkla geçiş sırasındaki ışığı karşılaştırır. Aradaki çok küçük farktan su buharı, karbondioksit, metan veya oksijen gibi maddelerin izleri çıkarılabilir. Keza aynı geçiş defalarca gözlemlenerek zayıf sinyaller birleştirilir zira yıldızdan gelen ışığın yanında gezegen atmosferinin etkisi son derece küçüktür. Lakin atmosferde oksijen veya metan bulunması tek başına yaşamın kanıtı değildir. Bu gazlar volkanik faaliyetler, yıldız ışınımı veya başka cansız kimyasal süreçlerle de oluşabilir. Asıl dikkat çekici olan, normal şartlarda birbirini tüketmesi gereken bazı gazların aynı atmosferde sürekli olarak bulunmasıdır. Örneğin oksijen ile metanın birlikte ve yüksek miktarda görülmesi, bu gazları sürekli yenileyen bir sürecin varlığına işaret edebilir. Bu süreç yaşam olabilir fakat önce gezegenin sıcaklığı, yıldızının özellikleri, jeolojik yapısı ve olası cansız açıklamalar incelenmelidir. Bulutlar ve atmosferik pus da kimyasal izleri gizleyebilir. Dolayısıyla bir gazın bulunamaması yaşamın olmadığını, bulunması da kesinlikle yaşam olduğunu göstermez. Asıl mesele şu olabilir burada yaptığımız şey yaşamı görmekten çok, onun atmosferde bırakabileceği dengesizliği aramaktır. Bir gün güçlü bir biyolojik iz bulsak bile bilim insanlarının ilk sorusu “Yaşam bulduk mu?” değil, “Bunu yaşam dışında açıklayabilecek başka ne var?” olacaktır. Bilimsel açıdan güvenilir sonuca ulaşmanın yolu da zaten bu ihtimalleri tek tek elemekten geçiyor. Saygılarımla.
Merhaba
Kişi tekilliği karşısında duran siyah bir nokta veya parlak bir cisim gibi göremezdi. Zira tekillik, uzayın içinde bulunan sıradan bir yer değil genel göreliliğin uzay ve zamanı tarif etmekte yetersiz kaldığı sınırdır. Ve bu kişi büyük bir kara deliğin olay ufkundan geçerken çevresinde aniden beliren bir duvar görmezdi. Dış evrenden gelen ışık giderek daha fazla bükülür, görüntüler sıkışır ve bozulurdu. Lakin yaygın biçimde söylendiği gibi evrenin bütün geleceğini sonsuza kadar izlemesi de mümkün değildir. Olay ufkunun içinde artık dışarı çıkmak bir yana, bulunduğu konumu korumak dahi mümkün olmaz geleceğe doğru ilerlemek, tekilliğe yaklaşmak anlamına gelir. Tekilliğe yaklaştıkça uzay-zaman eğriliği klasik hesaplarda sınırsız biçimde büyür. Kişinin bedeninin bundan etkilenmediğini varsaysak bile tekilliğe ulaştığı anda “Ne görür?” sorusu anlamını kaybeder. Çünkü görmek için ışığın göze ulaşması, sinirlerin çalışması ve bu bilgiyi işleyecek bir sonraki zaman diliminin bulunması gerekir. Tekillik ise klasik genel görelilikte kişinin zaman çizgisinin sona erdiği noktadır sonrasında gözlem yapılabilecek bir “an” bulunmaz. Zira elbette kuantum kütleçekimi tekilliğin gerçekte oluşmadığını ve onun yerini başka bir fiziksel yapının aldığını gösterebilir. Fakat henüz bunu açıklayan doğrulanmış bir kuram yok. Sonuç olarak burada en ilginç olan, kişinin tekillikte ne göreceğinden çok, tekilliğe gelindiğinde “görmek”, “sonra” ve hatta “nerede” gibi kelimelerin bildiğimiz anlamlarını yitirmesidir. Saygılarımla.
[1]Bir ayrılığın ardından, kendine dönmenin küçük zaferi.
Bugün ne kadar ayrılık şarkısı varsa dinleyip ağlayacağım. Biraz sızlanacağım, sonra zıbarıp uyuyacağım. Uyandığımda da zaferimi kutlayacağım.
Merhaba
Siyah cüceleri keşfedemememizin temel nedeni gerçekten zamandır. Daha doğrusu onları gözden kaçırmış değiliz evren henüz herhangi bir beyaz cücenin siyah cüceye dönüşmesine yetecek kadar yaşlı değildir. Evren yaklaşık 13,8 milyar yaşındayken bir beyaz cücenin bütünüyle soğumasının kabaca yüz trilyon ile bir katrilyon yıl arasında sürebileceği düşünülüyor. Lakin siyah cüce için kesin bir sıcaklık sınırı bulunmadığından bu süre de kesin değildir. Beyaz cüce, sıcaklığı içinde sıkıştırıp dışarı itemeyen bir cisim değildir. Enerjisini yüzeyinden ışınım yoluyla kaybeder fakat Güneş’e yakın bir kütleyi Dünya büyüklüğünde bir hacimde taşımasına rağmen ışınım yapabileceği yüzeyi oldukça küçüktür. Üstelik yoğun iç yapısı, onu çevreleyen atmosfer tabakası ve çekirdeğinin kristalleşirken açığa çıkardığı enerji soğumayı daha da uzatır. Bu nedenle sıcaklığı azaldıkça giderek sönükleşir ama tamamen karanlığa yaklaşması olağanüstü uzun sürer. Beyaz cücelerin nasıl soğuduğunu açıklayan fiziksel modelleri çok uzun zamanlara doğru uzattığımızda böyle bir sonuca ulaşacağını öngörüyoruz. Nitekim evrenin gelecekte yeterince uzun süre var olup olmayacağını da kesin olarak bilmiyoruz. Kısacası siyah cüceler, bilimin yalnızca gördüklerimizi adlandırmadığını güzel biçimde gösteriyor. Bazen doğrudan göremeyeceğimiz bir sonucu, bildiğimiz fizik yasalarının nereye varacağını takip ederek öngörüyoruz. Fakat bu öngörü ile gözlemsel olarak doğrulanmış bir gök cismini birbirinden ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Saygılarımla.
/content/a20febe2-39b8-4e2d-b546-c580ef1fe611.jpeg)
/post/4e95a7ae-06ad-440f-9683-5be5a60b9767.jpeg)