Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Tüm Reklamları Kapat
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
122.7K UP
İnceleyen9 5 gün önce
Bilimkurgunun tarihçesini araştıranlar, türe ismini (sciencefiction, sci-fi) verenin Hugo Gernsback olduğunu okumuşlardır. Peki Gernsback'ten yaklaşık çeyrek asır önce türü tanımlamak için makaleler yazan bir yazar ve kuramcı olduğunu söylesem...

Maurice Renard. Bilinmeyen olguların bilimle fethedildiği kurgulara, yani bugün bilimkurgu dediğimiz türe önceleri "olağanüstü-bilimsel roman", sonra da "varsayım romanı" ismini veren Fransız yazar, makaleler yazarak türün edebiyat dünyasında ciddi bir konuma gelmesine katkıda bulunmuş. Yalnız onun olağanüstü-bilimsel roman tanımı bugünkünden biraz farklı. Mesela bilimkurgunun temel taşlarından kabul ettiğimiz Jules Verne'i türe dahil etmiyor. Çünkü Verne zaten denizaltı yolculuğu gibi döneminde araştırılan, icat edilmesi muhtemel şeyleri yazıyordu. Renard'a ise olağanüstü görünene, mucize sayılana alan açmak önemliydi.

Kitapta Renard'ın üç önemli makalesi yer almakta. Birisi "Olağanüstü-Bilimsel Roman ve İlerleme Tasavvuruna Olan Etkisi" başlığını taşıyor ve kitabın en uzun makalesi. Burada, Edgar Allan Poe ve H. G. Wells'in yapıtlarından örnekler vererek türü tanımlayan yazar, ardından türün temellerini tanımlar. "Dayanağı akıldan başkası olmayan sağlam bir temele sırtını dayadığını", "bilgelik ve hünerin bir deri olarak giydirildiği bir beden"le karşı karşıya olduğumuzu söyler. Hatta bu türdeki eserler ona göre "sahnelenmiş felsefe ve tiyatroya uyarlanmış mantık"tır.

Evreni "bilmediklerimiz, varlığından şüphe duyduklarımız, varlığına emin olduklarımız" şeklinde üç bölüme ayıran yazar bilimin gelişmesiyle ilk iki alanın geriye çekilebileceğini ancak her şeyi bilmemiz imkansız olduğu için daima var olacaklarını söyler. Başka bir açıdansa bilimin gelişmesi aslında bilmediklerimizin de sayısını artırabilir, çünkü neyi bilmediğimize ancak bir miktar bilgiyle vakıf olabiliriz. Olağanüstü-bilimsel roman ise hammaddesini bilinmeyenlerden ve şüphelilerden almaktadır Renard'a göre.

İlerlemek halk kitlelerinin gözünde refahımızın artması anlamına gelse de, hatta bir icada gösterilen ilgi de onun gündelik hayata etkisiyle doğru orantılı olsa da (Yazar burada x ışını ve uçağın icadını örnek verir. X ışınının keşfedilmesi profesyonel alanda kullanıldığı için fazla bir heyecan yaratmamıştır ama uçağın icadı, insanın uçabilmesi anlamına geldiği için çok büyük bir ilgiye mazhar olmuştur) olağanüstü-bilimsel roman bizi konfor alanımızdan çıkarır, bilinmeyenin saf dehşetini ve merakını yükler, böylece bilimsel düşünceyi insanmerkezci eğilimden arındırıp başka bakış açılarıyla düşünmeye iter.

İkinci makale "Varsayım Romanı" başlığını taşır. Okurun bir eseri sadece anlayarak değil, hissederek okumasının önemine değinen yazar burada tür için "varsayım romanı" ismini daha uygun bulduğunu söyler. Varsayımlar bilinmeyenin karanlığıyla bilinenin aydınlığı arasındaki o loş bölgedir. Burada doğan eserler hayal gücümüzü, bilme umudumuzu harekete geçirecektir.

Yine bu makalede Renard, varsayım romanını -kitabın kapağında da bulunan- Merkür heykelinde somutlaştırır. Heykelin kanatları hem onu hayal dünyasına ait kılmakta hem de ucube değil zarif bir görünüm vermektedir. Bir yanda göğe yükselir diğer yandan ayak parmağının ucuyla gerçeğin üstüne basar. İşte bu yazara göre varsayım romanının da özellikleridir.

Üçüncü makale "Sinematografın Öncüsü" başlığını taşır ve kitaptaki en kısa makaledir. Villiers de L’Isle-Adam'ın 1800'lerin sonunda kaleme aldığı Geleceğin Havva'sı adlı romanından bir pasajı alıntılayan yazar, sinemanın -üzerinde henüz ciddi bir bilimsel araştırma yokken- nasıl öngörüldüğünü ve bunun hayranlık verici olduğunu anlatır.

"Mucizelere ne kadar çabuk alışıyoruz!" der Renard ve ekler, "Şimdilerde pek hoş gelir bize sinema; yine de siz onun zarafetini, bir de yirmi sekiz yıl önce görseydiniz!"

Bir asır öncesine gitmek ve henüz o dönemler emekleme aşamasında olan bilimkurguya katkı sağlayan bir yazarın yazdıklarını okumak güzeldi.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Rüzgâr Özkarakaş
İnceleyen8 9 Mayıs
Rus edebiyatını şahsen pek sevmeyen biri olarak, Kızıl Kahkaha uzun süredir beni bu kadar etkileyen nadir kitaplardan biri oldu. Öyle ki, en sevdiğim savaş romanları arasında yerini rahatça aldı. Bana göre bu eser, savaş atmosferini birinci şahıs bakış açısından en çarpıcı şekilde yansıtan metinlerden biri. Savaşın yıkıcılığını alışılmadık bir şekilde, neredeyse mistik bir olay gibi sunuyor. Karakterler birer birer akıllarını yitiriyor; bazıları deliliğe sürükleniyor, bazıları da kafayı yiyor. Savaş o kadar yıkıcı ve sinsice ilerleyen bir şey ki, akıl sağlığını koruyabilenler anormal sayılıyor. Kızıl Kahkaha kavramı tam bu noktada devreye girmekte, delilik, burada bireysel bir trajedi değil, kolektif bir gerçekliğe dönüşüyor. Eserin geçtiği coğrafya da bu atmosferi destekliyor. Gri gökyüzü, kesintisiz yağmur, boğucu hava, salgın hastalıklar ve kitabın yazıldığı tarih göz önüne alındığında 1904-1905 Rus-Japon Savaşı’na gönderme yaptığını anlıyoruz. Kitap başından sonuna kadar okuyucuyu hiçbir zaman klasik bir savaş anlatısıyla boğmuyor. Ne olduysa tek tek anlatmak yerine, hayal gücüne alan açıyor.
8.4/10
(5 Kişi)
Puan Ver
Bulunmuş Bir Elyazmasından Parçalar
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mücahid Köse
Yazar 6 Kasım 1 sa.

İnsan düzeyinde yabancı bir zekanın ortaya çıkışı, sadece bilimkurgu anlatılarının sınırları içerisinde olmaktan çıkarak, artık bilimsel araştırmalar ve disiplinlerarası çalışmalarla desteklenen somut bir öngörü haline gelmektedir.[1][2][3][4][5][6][7][8] Yapay zeka alanındaki araştırmaların ve OpenAI, Google, xAI, Meta gibi büyük teknoloji şirketlerinin öncelikli hedeflerinden biri, yapay genel zekayı geliştirmektir.[9][10][11][12] 2020 yılında yayımlanan bir çalışmada, dünya genelinde 37 farklı ülkede sürdürülen toplam 72 aktif yapay genel zeka araştırma ve geliştirme girişimi saptanmıştır.[13] Yapay zeka araştırmalarında ulaşılan nokta, hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler ve yapılan büyük yatırımlar göz önüne alındığında, bilim komünitesinin önemli bir kısmı, bu yeni zekanın ortaya çıkışının çok uzak olmayan bir gelecekte gerçek olabileceğini düşünmektedir.[14] Öte yandan, daha ihtiyatlı olan bazı tahminler ise bu sürecin biraz daha uzun sürebileceğini ve belki de hiçbir zaman mümkün olmayabileceğini ileri sürmektedir.[15][16]

Bu yeni zekanın doğasına dair bazı belirsizlikler bulunsa da, insanlardan morfolojik, fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak önemli ölçüde farklı olacağını söylemek mümkündür.[17] Bu farklılıkların tam olarak ne olacağını başlangıçta kavramsallaştırması zor olabilir; zira, yapay genel zeka olarak adlandırılan bu sistemin sahip olacağı bilişsel kapasitenin, tarih boyunca var olmuş en üstün insan zekalarının toplamından bile daha yüksek olması öngörülmektedir.[18]

109
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Şafak Aki
Şafak Aki
118.0K UP
Alıntıyı Ekleyen 4 gün önce
Elâ gözleri sanki mümkün olan her türlü trajediyi görmüş, acı ve ızdırabın tüm basamaklarını adım adım çıkmış, artık insanüstü bir sükûnet ve anlayış düzeyine ulaşmış gibiydi. Kendi yerini biliyor, kabul ediyor, ona razı oluyor gibi bir hali vardı. Ailenin başı, doruk noktasıydı o. Asla fethedilmeyecek kalesiydi. O acıyı ve korkuyu tatmadıkça, yaşlı Tom'la çocuklar da asla tatmıyordu. Bu yüzden, bu duyguları kendi kendine inkâr etmeye alışmıştı. Neşeli bir şey olduğu zaman da ailede herkes acaba o seviniyor mu diye baktığından, önemsiz şeylerden kahkahalar yaratmakta usta olmuştu. Ama neşeden de iyisi sükûnetti. Sakinlik güvenilir bir durumdu. Ailedeki o büyük ve mütevazı yerini gururla, temiz bir güzellik içinde kabullenmişti. Sağaltıcı rolünden ötürü ellerine bir güven, bir soğukkanlılık, bir rahatlık gelmişti. Hakemlik rolü ona mesafeli, hata marjı olmayan tanrısal bir yargı yeteneği vermişti. Kendisi bocaladığı anda ailenin sarsılacağını, umudunu kaybederse devrileceğini biliyordu.
Kaynak: Gazap Üzümleri
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 13 Ağustos 2018 13 dk.

Schrödinger'in Kedisi, büyük fizikçi Erwin Schrödinger tarafından geliştirilmiş meşhur bir düşünce deneyidir. Schrödinger, bu düşünce deneyini Kopenhag Yorumu olarak bilinen ve modern fizikçilerin çoğu tarafından kabul edilip kullanılan bir kuantum mekaniği yorumuna tepki olarak geliştirmiştir.

Kopenhag Yorumu'na göre Evren'deki tüm temel parçacıklar, bir dalga fonksiyonu tarafından tanımlanan olasılıklar çerçevesinde belli bir hız ve konuma sahiptir. Yani atom etrafındaki bir elektron, aslında belirli bir noktada değildir; belirli bir olasılıkla belirli bir noktada ve hızda bulunur. Ancak biz, bunu kesin olarak bilemeyiz. Ta ki gözlem (ölçüm) yapana kadar. Heisenberg'in Belirsizlik Kuramı çerçevesinde, gözlem yapsak bile hız ve konumu aynı anda tespit edemeyiz; ancak en azından bir tanesini ölçmemiz mümkündür. Ancak nasıl olur da belirli olasılıklar çerçevesinde herhangi bir konumda ve hızda bulunabilecek olan bir elektron, gözlem yapıldığı anda belirli bir konuma veya hıza sahip olur? Eğer ki gözlem öncesinde bu elektronun pozisyonu ve hızı belirsiz ise, gözlem sonrasında bu pozisyon veya hızdan en azından 1 tanesi nasıl belirli hale geçer?

198
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Sabri Küsüroğlu
İnceleyen10 18 Temmuz 2024
Celal Şengör'ün kaleme aldığı Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor, sadece bilimsel bir içerik sunmakla kalmayıp, toplumsal ve kişisel bir mesajı da beraberinde taşıyor. Kitap, bilimin önemini vurgulayarak cehaletin toplumu nasıl etkilediğini derinlemesine ele alıyor ve bu konuda toplumda farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Şengör'ün sivri dilinden ve keskin gözlem yeteneğinden beslenen kitap, bilim ve akıl dışı inançların çatıştığı bir çağda, bilimsel düşünceye ve eğitime olan vurgusunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Yazar, okuyucuya cehaletin sadece bireyler üzerinde değil, tüm toplum üzerindeki potansiyel zararlarına dair güçlü argümanlar sunuyor.

Kitabın olumlu yanları arasında, Şengör'ün konuları anlaşılır ve ilgi çekici bir dille aktarması bulunuyor. Bilim tarihinden ilginç örneklerle desteklenen anlatımı, okuyucuyu konuya bağlayarak düşündürmeyi başarıyor. Ayrıca, yazarın kişisel deneyimleri ve gözlemleri, kitaba derinlik katıyor ve okuyucunun Şengör'ün bakış açısını daha iyi anlamasını sağlıyor.

Ancak, bazı okuyucular için kitabın aşırı keskin ve polemik bir üslubu olduğu eleştirileri de var. Şengör'ün bazı konularda çok kategorik ve katı bir tutum sergilemesi, farklı düşüncelere açık olan okuyucular için kışkırtıcı olabilir.

Sonuç olarak, Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor, Celal Şengör'ün bilimseverler için önemli bir manifesto niteliğindeki eseri olarak öne çıkıyor. Bilimin gücünü vurgulayan ve cehaletle mücadele çağrısı yapan bu kitap, bilim tarihine ilgi duyan herkesin okuması gereken bir kaynak olabilir.
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
14
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Buğra Ünal
Seslendiren 8 Temmuz 2024 31:15
Oyun indirme derdine AMD'den çözüm - Intel'den DDR4'e veda - ⁠OpenAI, Recall'a rakip! - ⁠Google'dan yenilenebilir enerji yatırımı
24
Seda Baştürk
Seda Baştürk
193.5K UP
Çeviren 25 Eylül 2021
Yuvarlak bir yıldız kare şeklindeki bu bulutsuyu nasıl oluşturdu? Hiç kimse tam olarak bilmiyor. Kırmızı Kare Bulutsusu‘nun merkezinde görülen ve MWC 922 olarak bilinen yuvarlak yıldız, muhtemelen çoklu bir yıldız sisteminin parçasıdır. Görsel, Kaliforniya‘daki Palomar Dağı’nda bulunan Hale Teleskobu ve Hawaii‘deki Mauna Kea‘da bulunan Keck-2 Teleskobu‘ndan alınan kızılötesi pozların birleşimiyle oluşmuştur. Kare bulutsu için önde gelen bir hipotez, merkezdeki yıldızın veya yıldızların geç gelişim aşamaları süresince gaz konilerini dışarıya savurduğunu söylüyor. MWC 922’deki bu koniler neredeyse dik açılarla konumlanmış ve kenarlardan görülebiliyor. Görüntüdeki koni duvarları boyunca uzanan radyal parmaklıklar, koni hipotezi için destekleyici kanıtlardan biridir. Araştırmacılar başka bir açıdan bakıldığı zaman, konilerin 1987A süpernovasında olduğu gibi devasa halkalara benzediğini ve MWC922’deki yıldızlardan birinin günün birinde benzer bir süpernova ile patlayabileceğini düşünüyorlar.
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 20 Mart 2024 11 dk.

Fizikte işi, cisme bir kuvvetin etkimesi sonucunda yer değiştirme ile aynı doğrultuda olan kuvvet bileşeninin neden olduğu enerji değişimi olarak ifade ederiz. Fizikte iş, gündelik iş kavramından oldukça farklıdır. Eğer kuvvet, yer değiştirme ile aynı yönlü ise pozitif iş yapmış; zıt yönlü ise negatif iş yapmış olur. İşin birimi N.mN.m yani Joule'dür.

Fizikte iş tanımı, diğer konularla karşılaştırıldığında belki de en çok kafa karıştıranıdır. Gündelik hayattaki iş kavramımıza oldukça ters düşmesi nedeniyle çoğunlukla yanlış anlaşılır. Hiç kuşkusuz bu konudaki en kafa karıştırıcı örneklerden biri, yerden alınıp belirli bir yüksekliğe çıkarılan çanta örneğidir. Bariz bir şekilde bunu yapmak için bir miktar enerji harcarsınız. Hatta defalarca tekrarlarsanız yorulacağınız oldukça aşikardır. Ama bu hareket yer çekimi üzerinde hiçbir iş yapmaz!

30
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cemre Korkmaz
4 gün önce
üç cisim teorisi kafamı karıştırıyor basitçe anlatabilecek varmı?
110 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
⚡ Kinetik enerji, bir cismin hareket hâlinde olmasından kaynaklanan enerji türüdür. Bir cisim duruyorsa kinetik enerjisi yoktur, hareket etmeye başladığı anda ise sahip olduğu hız ve kütleye bağlı olarak kinetik enerji kazanır. Bu nedenle kinetik enerji, doğrudan hareket kavramıyla ilişkilidir.

📏 Klasik mekaniğe göre bir cismin kinetik enerjisi, cismin kütlesi (m) ve hızı (v) ile tanımlanır. Bu ilişki genellikle Ek = 1/2 · m · v² ifadesiyle gösterilir. Burada önemli olan nokta, hızın karesinin enerji üzerinde belirleyici olmasıdır. Bu durum, hızdaki artışların enerji üzerinde orantısız derecede büyük etkiler yaratmasına neden olur.

🚗 Örneğin aynı kütleye sahip iki araçtan biri diğerinden iki kat daha hızlıysa taşıdığı kinetik enerji iki kat değil, dört kat fazla olur. Bu yüzden trafik kazalarında hız artışı, çarpışma etkisini beklenenden çok daha fazla büyütür. Fren mesafelerinin uzaması ve çarpışma şiddetinin artması da bu fiziksel ilişkiyle doğrudan bağlantılıdır.

🔄 Kinetik enerji yalnızca doğrusal hareketle sınırlı değildir. Dönen cisimler de kinetik enerjiye sahiptir ve bu durum “dönme kinetik enerjisi” olarak ele alınır. Örneğin dönen bir tekerlek ya da pervane, hem dönme hareketinden hem de varsa ilerleme hareketinden kaynaklanan kinetik enerji taşır.

🧲 Kinetik enerji kendiliğinden artmaz, artması için cisme bir kuvvet uygulanması ve bu kuvvetin cisim üzerinde iş yapması gerekir. Aynı şekilde kinetik enerji kaybolmaz; sürtünme, hava direnci veya çarpışma gibi süreçlerde ısı, ses ya da başka enerji türlerine dönüşebilir.

📊 Bu yönüyle kinetik enerji, hareketin fiziksel sonuçlarını anlamak için temel kavramlardan biridir ve mekanikteki pek çok olgunun açıklanmasında merkezi bir rol oynar.

Yazar: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
97
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sena Küçükkıvanç
Yazar&Editör 26 Ağustos 2024 Sen de Cevap Ver

Pisagor'un sayılar üzerine yaptığı çalışmalar sayıların yalnızca matematiksel semboller değil, tüm gerçekliğin özü olduğu inancına da dayanıyordu. Pisagorcular evrendeki her şeyin sayılar aracılığıyla açıklanabileceğine ve anlaşılabileceğine inanıyordu. Her sayının belirli sembolik anlamları ve özellikleri vardı: Örneğin tetraktis ile temsil edilen 10 sayısı, ilk dört sayının toplamını içerdiği için en kutsal sayı olarak kabul ediliyordu ve bu da uyum ve kozmik düzeni simgeliyordu. Bu yaklaşım sonrasında hem matematik teorisinin hem de metafizik düşüncenin temellerini atarak sonraki felsefi ve bilimsel gelişmeleri etkilemiştir.[1][2][3][4][5][6]

Ekteki kaynaklara da göz atabilirsiniz.

Tüm Reklamları Kapat

Kaynaklar

  1. H. Thesleff. Pythagoreanism - Metaphysics, Number Theory, Philosophy. (11 Temmuz 2024). Alındığı Tarih: 26 Ağustos 2024. Alındığı Yer: Encyclopedia Britannica | Arşiv Bağlantısı
  2. M. Agrò. (2023). Everything Is Number. Pythagoras And The Pythagoreans. Music and Astronomy, sf: 13-26. doi: 10.1007/978-3-031-41524-1_3. | Arşiv Bağlantısı
  3. hellenicaworld. Pythagoras: The Whole Thing Is A Number. Alındığı Tarih: 26 Ağustos 2024. Alındığı Yer: hellenicaworld | Arşiv Bağlantısı
  4. The Center for Hellenic Studies. 2. Generating The World Of Numbers: Pythagorean And Platonist Number Symbolism In The First Century - The Center For Hellenic Studies. Alındığı Tarih: 26 Ağustos 2024. Alındığı Yer: The Center for Hellenic Studies | Arşiv Bağlantısı
  5. S. Woolfe. Pythagoras And Number Symbolism. (27 Haziran 2018). Alındığı Tarih: 26 Ağustos 2024. Alındığı Yer: Sam Woolfe | Arşiv Bağlantısı
  6. L. Zhmud. 11 Pythagorean Philosophies. (24 Mayıs 2012). Alındığı Tarih: 26 Ağustos 2024. Alındığı Yer: OUP Academic doi: 10.1093/acprof:oso/9780199289318.003.0012. | Arşiv Bağlantısı
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj
Teşekkürler, Ufuk Derin!

Evrim Ağacı'na bugüne yaptığın tüm katkılar için çok teşekkürler! Evrim Ağacı'nda yayınladığın veya yayınlanmasına katkı sağladığın 372 içerik sayesinde Türkiye'de bilimsel bilgiye erişim bir o kadar kolay. Hep birlikte, daha da güzel işler başarmaya devam!

Devamını Göster
Teşekkürler, Ufuk Derin!
Şafak Aki
Şafak Aki
118.0K UP
6 gün önce
‘’ Hassan.. seni bekliyordum.’’

‘’Beni mi bekliyordun?’’

‘’Ölümüme şahit olman için.’’

‘’Neden ben? Ben ölümden çok korkarım..’’

‘’Biliyorum. Anne karnında karanlıktaki bebeğe denseydi ki: ‘’ Dışarıda aydınlık bir dünya var, yüksek dağlarla dolu, büyük denizleri olan, dalgalanan düzlükleri olan, çiçekleri açmış güzel bahçeleri olan, dereleri olan, yıldızlarla dolu bir gökyüzü ve alevli güneşi olan… Ve sen, bu mucizelerle yüzleşmek yerine, karanlıkla çevrilmiş oturuyorsun..’’ Doğmamış çocuk, bu mucizeler hakkında hiçbir şey bilmediği için, hiçbirine inanmayacaktır. Tıpkı ölümü karşılarken bizim gibi. İşte bu yüzden korkarız. Ölüm nasıl olur da son olur Hasan oğlum? Benim düğün gecemde mutsuz olma. Sonsuzlukla olan evliliğimin artık zamanı geldi.’’

BAB'AZIZ

Yönetmen Nacer Khemir

İsviçre, Almanya, 2005









69 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
122.7K UP
İnceleyen10 3 saat önce
19. yüzyılda yaşayan bir insandır Graham. Günlerce uykusuzluk sorunu yaşadıktan sonra nihayet uyumayı başarır ancak öyle bir uyur ki... Tam iki asır boyunca uyanamaz. Uyandığında ise dünya artık bambaşkadır. 200 yıl boyunca banka hesabına işleyen faizler sayesinde zenginleşen Graham artık Dünyanın Efendisidir.

1899 yılında yazılan ve edebiyatın ilk distopyası olarak kabul edilen bu eserde, distopyayı var eden totaliter bir devlet değildir. Aksine vahşi kapitalizm, işçileri karşı konulamaz güçleriyle ezen şirketler vardır. Daha doğrusu tekel olmuş bir şirket: Emek Şirketi. İşçilerin tek umudu ise Efendileridir, uykuda olan, serveti başkaları tarafından yönetilen ve bir gün uyanacağını umdukları.

Peki Graham omuzlarına yüklenen bu sorumluluğu hissedip harekete mi geçecek? Yoksa konfora kendisini teslim edip, uyanmasına umut bağlayan kalpleri hiçe sayarak güç sahipleri tarafından ona hazırlanan tahtta esaretine mi devam edecek?

Distopya türünün kült eserleri arasında adının geçmemesine oldukça şaşırıyor ve kitabın hakkının yendiğini düşünüyorum. 1984, Cesur Yeni Dünya, Biz gibi kitapların yanına yazılmalı Uykudaki Uyanıyor. (Bir diğer ismiyle Efendi Uyanıyor). Günümüzde dahi geçerliliğini koruyan birçok politik ve toplumsal tespiti olduğu gibi teknolojik öngörüleriyle de zamanının ötesinde bir eser.
10.0/10
(2 Kişi)
Puan Ver
Efendi Uyanıyor: İki Asırlık Uykudan
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Sizden Gelenler
Ömer Emre Akbulut
Üye
Evrim ağacı projesine ilk göz atmamın sebebi doğal olarak evrimi öğrenmek idi fakat sürekli bir takipçi haline gelmeye başladığım şu sıralar geriye dönüp baktığımda bana her konu da ne kadar bilgi birikimi sağladığını farkettim çok kaliteli ve güzel içerikler üretiyorsunuz. Sizi tebrik eder nice başarı dolu 10 yıllar olmasını dilerim.🥰
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)