Merhaba.
Arkeoloji bölümünde okurken semavi dinler öncesi toplumlardaki ritüeller inanış biçimleri ölü gömme gelenekleri gibi konularda aldığım dersler ve okumalarım ve kazı alanlarında elimize geçen buluntular kapsamında cevap vermek isterim .Dinler tarihi açısından değerlendirildiğinde oruç, insanlığın en eski dini pratiklerinden biri olup kökeni semavi dinlerden çok daha önceye uzanmaktadır. Günümüzde anlaşıldığı şekliyle belirli kurallara, süreye ve dini yükümlülüğe bağlı "ibadet orucu" ile eski toplumlarda görülen ritüel perhiz uygulamaları aynı değildir. İlk uygarlıklarda oruç, daha çok tanrılarla iletişim kurmak, kutsal ritüellere hazırlanmak, arınmak, yas tutmak veya ilahi yardım talep etmek amacıyla uygulanan geçici bir perhiz biçimindeydi.
Yazılı belgelerin ortaya çıktığı en eski uygarlıklardan biri olan Sümerlerde (MÖ 4. binyıl sonu–3. binyıl), Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'da olduğu gibi belirli günlerde herkes için zorunlu tutulmuş düzenli bir ibadet orucuna ilişkin doğrudan bir kanıt bulunmamaktadır. Sümer çivi yazılı metinleri ve tapınak ritüelleri incelendiğinde, rahiplerin ve bazı durumlarda kralların kutsal törenlerden önce belirli yiyeceklerden uzak durduğu, cinsel ilişkiden kaçındığı ve çeşitli arınma ritüelleri uyguladığı görülmektedir. Bu uygulamalar, modern anlamda bir oruç ibadetinden çok, ritüel saflığı sağlamaya yönelik hazırlık aşamaları olarak değerlendirilmektedir.
Benzer uygulamalar Akad, Babil ve Asur toplumlarında da görülmektedir. Mezopotamya dinlerinde tanrılara sunulan kurbanlar, dualar, tütsüler ve arınma törenleri ibadetin merkezini oluştururken, perhiz uygulamaları bu ritüelleri destekleyen yardımcı unsurlar olarak yer almıştır. Dolayısıyla Mezopotamya'da oruçtan söz etmek mümkündür; ancak bu, semavi dinlerdeki gibi sistematik ve toplumsal bir ibadet biçimi değil, belirli dini bağlamlarda uygulanan ritüel bir hazırlık sürecidir.
İbadet amacıyla belirli kurallara bağlanmış ilk oruç uygulamalarının yazılı örnekleri ise Eski Ahit'te görülmektedir. Yahudilikte özellikle Kefaret Günü (Yom Kippur), Tevrat'ta açık biçimde emredilen ve bütün toplumun katıldığı en önemli oruç ibadetidir (Levililer 16:29–31; 23:27–32). Daha sonra Hristiyanlıkta İsa'nın çölde kırk gün oruç tutması örnek alınarak Büyük Perhiz (Lent) geleneği gelişmiş, İslam'da ise Hicret'in ikinci yılında (624 yılı) Ramazan orucu farz kılınmıştır (Bakara, 2:183–185). Kur'an'da yer alan "Sizden öncekilere farz kılındığı gibi..." ifadesi (Bakara, 2:183), orucun İslam'dan önceki dini geleneklerde de mevcut olduğunu açıkça göstermektedir.
Dinler tarihi açısından bakıldığında oruç, tek bir dine ait bir ibadet değil; farklı uygarlıklarda bağımsız biçimde gelişmiş evrensel bir dini pratiktir. Bununla birlikte, Sümerlerde görülen perhiz ve arınma ritüelleri ile Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'daki ibadet oruçlarını doğrudan aynı uygulama olarak değerlendirmek doğru değildir. Sümer uygulamaları daha çok ritüel hazırlık ve kutsal saflık amacı taşırken, semavi dinlerde oruç ilahi emirle belirlenmiş, belirli zamanlarda yerine getirilen ve manevi olduğu kadar toplumsal boyutu da bulunan kurumsal bir ibadet niteliği kazanmıştır. Sümerler konusunda Muazzez İlmiye Çığ hocanın kitaplarını okuduğunuzda orada insanların yaşam şekli ,ibadetleri ,mimarisi ,eğitimi gibi konularda bilgi almanız mümkün ki bu tüm Mezopotamya toplumlarında benzer .Özellikle Sümerli Ludingir' i okumanızı tavsiye ederim.[1]
Kaynaklar
-
Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim Ve Bilgi Birikimim.