Sinema tarihinin en iyi filmlerinden birisi olmasının arkası hiç boş değil, bu unvanı sonuna kadar hak eden bir şaheser. Godfather'ın bir "mafya" filmi olduğunu bile düşünmüyorum esasen, derin ve yoğun bir aile ve iktidar filmi. "Kim kimi vurdu" hikâyesi izlemiyoruz, "güç insanı nasıl değiştirir" onu izliyoruz. Aileyi korumak için yapılan şeyler, insanı yavaş yavaş neye dönüştürür? Bunu da seyirci olarak izlemiyorsunuz. Ya siz orada olsaydınız? İnsanın neye dönüşebileceğini sarsıcı bir şekilde gösteren bir yapıt. Michael Corleone ise sinema tarihinin en iyi karakter dönüşümlerinden birisidir zannımca. Michael Corleone'dan Don Corleone'a dönüşme hikâyesine "Kötü oldu." demezsiniz, "Ben de aynı durumda olsam..." diye düşünürsünüz.
Al Pacino'nun oyunculuğu ise muazzam bir seviyede. Hem sessiz karakteri hem de karizmatik karakteri oynayabilmeyi çok iyi bir şekilde başarıyor. Aşırı minimal ama kusursuz bir oyunculuk sergiliyor. Marlon Brando ise oynamıyor, adeta yaşıyor. Yaşarken de filmi yaşatıyor. Marlon Brando sesini yükseltmez, tehdit etmez ama bütün film boyunca sizin tüylerinizi bile diken diken yapar. Daha iyisinin olabileceğini sanmıyorum.
Film İtalyan mafyasının New York'u nasıl ele geçirdiğini de çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Gerçek mafya kavramını etkileyici bir şekilde, tarihi bağlamına uygun işliyor. Sicilya'da doğan ve yetersiz kolluk kuvvetlerinin görevini üstlenen, paralı koruma hizmeti sunan mafya; göçle beraber Amerika'ya yerleşiyor. Amerika'daki boşluk ve içki yasağı ile beraber filmde de geçen Beş Aile güç kazanıyor. Tarihin yeraltı dünyasını, belki biraz çarpıtarak da olsa, gözler önüne seren bir yapıt. Eseri izledikten sonra İtalyan mafyasının doğuşunu tarihi olarak mutlaka araştırmanızı öneririm.
Senaryo dışında yönetmenlik açısından da bir şaheser var karşımızda. Francis Ford Coppola; ne zaman müzik kullanılacağını, ne zaman yavaşlanacağını, ne zaman hızlanılacağını ve ne zaman hiçbir şey göstermemenin daha etkili olduğunu çok iyi biliyor. Film sizi manipüle etmiyor, size ne düşünmeniz gerektiğini asla söylemiyor. Sizi akışa dâhil ediyor, sabırla eğitiyor. Bir süre sonra siz de karakterler gibi düşünmeye başlıyorsunuz.
Film müzikleri hakkında yorum yapmaya bile gerek yok. Godfather'ı izlemiş izlememiş herkesin bildiği müzikler hâline gelmesi bile başarısını kanıtlar nitelikte. Kültürümüze işlemiş yapıtlar bunlar artık.
Godfather yaklaşık 50 yıl sonra neden hâlâ zirvede? Tek bir cevabı yok ama benim çok iyi gerekçelerim var. Film size cevap değil, soru soruyor. İyi ve kötünün sınırları çizilmiş değil. Her şey, her şey olduğu gibi... Karakterler karikatürize değil, insan. Godfather bizi anlatıyor, insan olmayı ele alıyor. Bizden kopuk gözüküyor belki ama insanın içini orataya seriyor. Sadece sinematik keyif vermiyor, düşündürüyor ve öğretiyor. Unutmayın, iyi filmler sizi eğlendirir. Büyük filmler ise bunu yaparken sizi biraz da olsa değiştirir. İzledikten sonra (eğer gerçekten "izlediyseniz") eski siz olarak devam etmezsiniz hayatınıza.
İşte, Godfather bu yüzden tarihin en iyi filmlerinden birisi. Üzerinden 50 değil, 150 yıl geçse de böyle kalacak. Zira yıllar bazı şeylerin değerini götürmez, onları eşsiz kılar. Godfather, yıllanmış bir şarap gibidir. Yıllar ona değer katmıştır, sizin izlemenizin üzerinden de her geçen yıl daha çok değerlenecektir.