Evrim Ağacı
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
İnsanların yaşama biçtiği amaç olan 'hayatta kal ve çoğal' aslında canlı düzeyinde 'acıdan kaç ve hazza yönel'dir. İlkini söyleyen kişiler Doğanın veya yaşamın şuurlu olduğunu kabul etmeyerek bunu söylerler. Dolayısı ile ortada bir 'amaç' tanımlaması onlar için yoktur. Bu anlamda amaç tanımının varlığını kabul etmek bile çok çetrefilli bir iştir. İnsanların bu kadar amaç tanımlamasını kullandığına bakmamak gerek. Canlılar olarak bizim temel ve 'normal' durumumuz acı verenden kaç ve haz verene yöneldir. Haz derken bunu huzur olarak geniş bir anlamda alabilirsiniz. Çünkü acı veren herşeyden kaçma dürtüsü temel bir dürtüdür. Huzursuzluk da acı verir. Bu nedenle huzura yönelme de insan için güçlü bir itkidir. Bu açıdan yaşam aslında bize ikisini de sunar. Acıdan kaçış ne kadar dürtü ise haz/huzur arayışı da o kadar dürtü. Acıdan kaçış huzura yönelmeyi doğurur ve besler. Temel olan budur. İnsanların neyle huzur bulduğu ve açıdan nasıl kaçmayı başardığı da kişiye bağlı olarak değişkendir. Psikoloji bilimi de 'normal'i bu temelde tanımlar. En dipte başka bir temel yoktur. Canlılığın doğası şuur düzeyinde temelde acı ve haz üzerine yazılıdır ve bunun üzerine kurgulanmıştır.
Evrim Ağacı'na Kreosus üzerinden en az 50 TL aylık destek olarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilir hem de site ve uygulamamızı reklamsız kullanabilirsin. Reklamsız deneyim, sitemizin ve uygulamamızın çeşitli yerlerinde gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğin, çok daha temiz bir deneyim.
KreosusReklamsız deneyim, aylık desteğin başladığı anda devreye girer ve ek bir işlem gerekmez. Desteğin sürdükçe açık kalır. Desteğini bırakırsan, ödediğin ayın sonuna kadar sürer.
Tek seferlik destek ve 50 TL'nin altındaki aylık destek reklamsız deneyim açmaz.
Diğer PlatformlarPatreon ve diğer platformlar üzerinden yapılan destekler reklamsız deneyim açmaz.
Giriş Yapmayı UnutmaReklamsız deneyim için desteğinle ilişkili Evrim Ağacı hesabına üye girişi yapman gerekir. Giriş yapmazsan reklamları görmeye devam edersin.
Yeni bir bilimsel araştırma manşetlere taşınır. Bu çalışma belirli bir diyetin işe yaradığını, bir gıda takviyesinin hafızayı güçlendirdiğini, yeni bir öğretim yönteminin okuma becerilerini geliştirdiğini veya bir yönetim yaklaşımının ekip verimliliğini artırdığını gösterir. Biz de beslenme alışkanlıklarımızı, ebeveynlik tarzımızı ya da çalışma düzenimizi hemen buna göre ayarlarız; bilimin yolundan gideriz.
Birkaç ay sonra bir başka haber başlığı çıkar ve ilkini tamamen çürütür. Örneğin yumurtanın sağlığa zararlı olduğu söylenirken birden faydalı olduğu ilan edilir. Kırmızı şarap kalbi korur mu, korumaz mı? Bitter çikolata, az yağlı diyetler, ayakta çalışma masaları veya bir salgın sırasındaki maske kullanımı gibi konularda bilimsel temelli olduğu belirtilen öneriler durmaksızın değişir. Sonunda insanlar “araştırmaların gösterdiği” iddialara güvenmeyi bırakır.
Kısa ve net cevap: Evet, çocuk sahibi olma planı bulunmayan bir birey için her ay regl olmak sağlıklı yaşamanın biyolojik bir zorunluluğu değildir! Ancak bunu tek bir genetik müdahaleyle, vücudun dengesini hiç bozmadan bir ömür boyu ortadan kaldırmak günümüz biyoloji bilgisiyle mümkün değildir.
Öncelikle sosyal medyada sürekli pompalanan ve hiçbir bilimsel temeli olmayan o devasa miti çöpe atalım: Regl kanaması vücuttaki toksinleri temizlemez, kirli kanı dışarı atmaz! Bu iddia tamamen bir sahte bilim safsatasıdır. Menstrüasyon kanaması, döllenme gerçekleşmediğinde kalınlaşmış rahim içi dokusunun yani endometriyumun kontrollü biçimde dökülmesinden ibarettir. Eğer rahim iç tabakası hormonlarla baskılanıp kalınlaşmazsa, atılacak bir doku da oluşmaz. Vücutta hiçbir zehir veya atık birikmez!
Nitekim modern tıpta uzun süredir bunu hormonlu spiraller, implantlar veya kesintisiz doğum kontrol yöntemleriyle güvenle yapıyoruz. Bu uygulamalar rahim tabakasını uykuda tutarak kanamayı durdurabiliyor. Yapılan geniş klinik çalışmalar, bu yolla kanamamanın genel sağlık üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını, aksine kansızlık ve endometriozis gibi durumlarda yaşam kalitesini belirgin biçimde artırdığını gösteriyor.
Peki neden bunu CRISPR veya benzeri bir gen düzenleme teknolojisiyle kalıcı olarak yapamıyoruz? Çünkü insan biyolojisi tek bir açma kapama anahtarından ibaret değildir! Genomumuzda sadece adet kanamasını durdurup diğer tüm sistemleri kusursuz bırakacak izole bir "regl geni" bulunmaz. Bu döngü beyindeki hipotalamus, hipofiz bezi ve yumurtalıklar arasındaki akıl almaz güzellikteki hormonal bir orkestrayla yönetilir.
Eğer genetik düzeyde bu orkestrayı susturmaya kalkarsanız, sadece kanamayı durdurmakla kalmazsınız. Östrojen ve progesteron gibi hayati hormonların sinyalini bozarak kemik erimesi, kalp ve damar problemleri gibi ağır sonuçlar doğuran erken bir menopozu tetiklersiniz. Genetik mühendisliği hücrelerimizin kaderini değiştirebilecek ilham verici bir devrimdir, fakat sistemik hormonal dengeyi böylesine körlemesine kesmek sağlığı korumak değil, vücudun temel mekanizmalarını altüst etmek olur.
Merhaba
Beyin sisi başlı başına bir hastalık değil odaklanma güçlüğü, unutkanlık, zihinsel yavaşlık ve yorgunluk gibi belirtilere verilen genel bir isimdir. Bu nedenle tek bir yöntemle “yok etmekten” önce sebebini bulmak gerekir. Uykusuzluk, yoğun stres, kaygı, bazı ilaçlar, kansızlık, B12 eksikliği, tiroit sorunları, kan şekeri düzensizliği ve geçirilmiş enfeksiyonlar bu tabloya yol açabilir. İlk aşamada uyuma ve uyanma saatini düzenlemek, yedi ila dokuz saat uyumak, yeterli su içmek, öğün atlamamak ve çoğu gün kısa da olsa yürümek faydalı olabilir. Çalışırken aynı anda birçok işle uğraşmak yerine bildirimleri kapatıp 25–40 dakikalık tek görev dönemleri kullanmak, ardından kısa mola vermek odaklanmayı kolaylaştırır. Kafeini günün geç saatlerine bırakmamak ve önemli işleri zihinde tutmaya çalışmak yerine yazmak da yükü azaltır. Düzenli uyku, öğrenme, hafıza, dikkat ve karar verme becerileri için temel bir etkendir. Bilinç bulanıklığı aniden başladıysa veya konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük, bayılma ya da alışılmadık şiddetli baş ağrısı eşlik ediyorsa beklemeden acil yardım alınmalıdır. Saygılarımla.[1][2]
Hayvanlar dünyasında eş cinsel davranışların oldukça yaygın olduğunu biliyoruz ancak farklı türler arasında böylesi yakınlaşmaların gerçekleştiğine son derece nadir rastlıyoruz. Etiyopya'da kaydedilen yeni bir vaka, bir boğa ile erkek eşek arasında gelişen sıra dışı bağı belgeleyerek türler arası sosyal ilişkilerin doğasına dair önemli veriler sunuyor.
İtalya'daki Pisa Üniversitesinden araştırmacılar Etiyopya'da gerçekleştirdikleri saha gözlemlerinde Achille adı verilen bir boğanın, Patroclo adlı erkek bir eşeğe mart ayı boyunca yalnızca iki haftalık bir sürede 51 kez biniş yaptığını kaydetti. İkili, bu eylemlerin ardından araştırmacıların biniş sonrası temas olarak adlandırdığı yalanma ve sürtünme gibi davranışlar sergiledi.
/content/a56cc6f8-fdb6-4bca-a490-13567ec053bb.jpeg)
/apod/261105.png)
/content/b7e55dac-170b-46bc-ae8b-b7c827801db5.jpeg)