Videolar
Bugün
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bugün bölümü hazırlanıyor.
Bence matematik, doğuştan gelen bir yetenekten ziyade doğru öğrenme biçimiyle ilgili. Çünkü çoğu zaman matematiği yapamadığımız için değil, temellerini yeterince anlamadan ilerlediğimiz için zorlanıyoruz. Ülkemizde de matematiğin korkulacak, hatta bazı insanların asla yapamayacağı bir dersmiş gibi görülmesinin bunda payı olduğunu düşünüyorum. Bana kalırsa matematikte başarının sırrı üstün bir zekâ değil; mantığını kavramak, doğru yöntemle çalışmak ve sabırla üzerine gitmek. Bir şeyi öğrenememekle öğrenemeyeceğine inanmak arasında büyük bir fark var.
Bir Basketbol müsabakasının en gerilimli anında, çemberin hemen altındaki o 25 metrekarelik kısıtlamalı alana(yani boyalı alana) baktığınızda ne görürsünüz?
Birbiriyle çarpışan devasa gövdeler, havada uçuşan eller kollar, kazanma hırsıyla gerilmiş kaslar ve kelimenin tam anlamıyla bir kaos.
Bunu sadece Evrim Ağacı'nın eskileri bilir. 2010 yılında kurulan Evrim Ağacı'nın en önemli parçalarından biri, evrim ve ilgili konularda ürettiğimiz devasa Makale Arşivi'mizdi. Bu arşiv her geçen gün büyümeye devam ediyor. Nostalji yapmak isteyenlere önerilir.
Etkinliğimiz 5 Aralık 2026 tarihinde saat 16.00’da başlayacaktır.
Etkinliğimizde ‘‘Yapay Zekâ Felsefesi ve Toplumsal Yansımaları’’ konusunun bilimsel olarak inceleneceği 40 dakikalık 3 ayrı oturum yapılacaktır.
Üçüncü 40 dakikalık kısımda konu üzerine tartışma paneli yapılacaktır.
Makineler düşünebilir mi? Bir yapay zekânın anlamlı yanıtlar üretmesi, gerçekten anladığını gösterir mi? Yapay zekânın gelişimi, zekâ ve bilinç hakkındaki soruları yeniden gündeme getirirken bu teknolojilerin toplumsal yaşamı nasıl dönüştürdüğünü de tartışmaya açıyor.
İki bölümden oluşan bu seminerin ilk bölümünde yapay zekânın ne olduğunu, tarihsel gelişimini ve farklı yaklaşımları ele alacağız. Turing Testi ve Çin Odası gibi düşünce deneyleri üzerinden düşünme, anlama ve bilinç arasındaki ilişkileri tartışacağız.
İkinci bölümde ise yapay zekânın toplumsal yansımalarına odaklanacağız. Verilerdeki önyargılar, açıklanabilirlik ve ahlaki sorumluluk gibi sorunların yanı sıra, yapay zekânın öğrenme ve hafıza üzerindeki etkilerini, emeğin dönüşümünü ve çevresel maliyetlerini inceleyeceğiz. Gözetim, özgürlük ve güç ilişkileri üzerinden bu teknolojilerin toplumsal yaşamda nasıl bir yer edindiğini değerlendireceğiz.
Konuşmacı:
Tunahan Akbulut, M.A.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra bilişim teknolojileri alanında çalışırken Galatasaray Üniversitesi Felsefe bölümünde ikinci lisans eğitimini tamamlamıştır. Ardından Jean Monnet bursiyeri olarak Tilburg Üniversitesi’nde, Veri ve Dijital Toplum Felsefesi alanında felsefe yüksek lisansını tamamlamıştır. Şu anda yatırım yönetimi alanında profesyonel faaliyetlerini sürdürmektedir.
Etkinlik Detayları:
Etkinlik aşağıdaki 2 adet 40 dakikalık bilimsel sunum ile başlayıp, ardından 3. kısımda 40 dakikalık tartışma paneli ile devam edecektir:
Etkinliğimiz, 30 kişilik kontenjan ile sınırlıdır.
Fiyatlandırma Bilgisi
Etkinliğimiz öğrenci ve tam bilet olmak üzere 2 fiyat uygulamasına tabiidir.
Aktif olarak bir eğitim kurumunda öğrenim gören kişiler “öğrenci” sayılacaktır ve bu fiyat üzerinden ödeme yapacaktır. Diğer kişiler ise “tam” sayılacaktır ve bu fiyat üzerinden ödeme yapacaktır.
Derse öğrenci bileti alan kişilerin girişte öğrenci belge veya kimliklerini göstermeleri zorunludur.
Öğrenci Bileti: 420 ₺
Tam Bilet: 670 ₺
Konum Bilgisi
Etkinlikler, Coffee de Madrid 100.Yıl konumunda yapılacaktır.
Adres: İşçi Blokları Mahallesi Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi No: 59/D Çankaya, Ankara
Konum bilgisi için: https://maps.app.goo.gl/REcgQLU49Ydz9doCA?g_st=iw
Ulaşım için Söğütözü Metro İstasyonundan kalkan EGO otobüslerinden 133, 134 ve 136 numaralı Özel Halk otobüslerini kullanabilirsiniz.
Evrim Ağacı bilim severlerin destekleri ile faaliyetlerini sürdürmektedir.
Özgüven, kanıta dayanan bir inançtır. "Yapabilirim, çünkü daha önce yaptım, çalıştım, biliyorum" gibi. Kibir ise kanıt yerine imaja yaslanır. İyi olmaktan çok iyi görünmeyle ilgilenir. Fark en çok hata karşısında görülür. Özgüvenli insan yanılmışım der ve devam eder çünkü hata onun değerini değil, sadece o günkü sonucu etkiler. Kibirli insan için ise hata bir itibar krizidir, o yüzden ya savunmaya geçer ya da suçlu arar. Özgüvenli insan alkışlar, kibirli insan alkışı kendi hesabından düşülmüş sayar.
Kibir çoğu zaman fazla özgüvenden değil, yetersiz özgüvenden doğuyor. İçeride kanıt yoksa dışarıya sürekli gösteri yapmak gerekir. Kendine gerçekten güvenen birinin övünmeye ihtiyacı olmaz çünkü ikna edeceği bir seyirci yoktur. Kibirli insanın tek tutarlı yanı, hata yapmadığına dair inancıdır. Özgüvenli insan hata yapınca yanlış yapmışım der, kibirli insan aynaya bakıp yanlış olan bu ayna der...
Son dönemde sağlıklı yaşam çevrelerinde yoğun ilgi gören akımlardan biri, organlarımıza ne zaman ve nasıl dinleneceklerini ileten adeta bir "bilgi otoyolu" niteliğindeki vagus siniri etrafında şekilleniyor. İster soğuk suya dalma pratikleri ister harici aygıtlar yoluyla olsun; bedeni dengelemeye ve daha sakin hissetmeye yardımcı olmak amacıyla bu siniri uyarma fikri giderek daha popüler bir hâle geliyor.
Peki vagus sinirindeki bir düzensizleşmenin gerçek belirtileri nelerdir? Gelin, "düzensizleşme" ifadesinin pratikte tam olarak ne anlama geldiğini ve Nurosym gibi vagus siniri uyarıcı cihazların sinir sistemini dengelemeye nasıl yardımcı olduğunu iddia ettiğini birlikte inceleyelim.
Sanal gerçeklik ve Vision Pro gibi karma gerçeklik teknolojileri bilim dünyası için sadece pahalı birer oyuncak veya havalı birer ekran değil. Temel fayda, iki boyutlu monitörlerde kaybolan çok boyutlu karmaşık verileri doğrudan mekânsal olarak manipüle edebilmek ve yüksek maliyetli veya tehlikeli laboratuvar süreçlerini sıfır riskle simüle edebilmektir.
Bilimsel araştırmalarda en büyük darboğazlardan biri veri görselleştirmedir. Yüksek çözünürlüklü mikroskop taramaları, astrofizik simülasyonları veya karmaşık protein katlanmaları gibi devasa veri kümelerini klasik bir monitörde incelemek, devasa bir sistemi daracık bir log penceresinden debug etmeye benzer. VR sayesinde araştırmacılar moleküler bir yapının ya da nöron ağının içine bizzat girip veriyi üç boyutta kesip biçebiliyor. Literatürdeki çalışmalar da sanal gerçekliğin sadece pasif bir render aracı olmadığını, insan sezgisi ile hesaplamalı algoritmaları doğrudan birleştiren güçlü bir veri işleme arayüzüne dönüştüğünü gösteriyor.
İkinci somut fayda ise pratik eğitim ve simülasyondur. Cerrahi müdahaleler, nükleer tesis bakımları veya tehlikeli kimyasal reaksiyonlar gibi hata lüksünün olmadığı alanlarda VR, araştırmacılara ve öğrencilere sınırsız deneme alanı açıyor. Donanımı yakmadan veya kimyasalları dökmeden yüzlerce kez hata yapıp sistemi baştan başlatabiliyorsunuz. Yapılan meta-analizler de özellikle tıp ve mühendislik eğitiminde sanal gerçekliğin pratik beceri kazanımında belirgin bir pozitif etki yarattığını doğruluyor.
Tabii kafaya yarım kiloluk kaskı takınca tüm bilimsel problemler sihirli biçimde çözülmüyor. Donanım tarafında latency, ısınma ve ergonomi gibi dertler var. Daha da önemlisi, arkada çalışan veri pipeline'ı düzgün kurulmadıysa, o arayüzün size sunacağı şey sadece yüksek çözünürlüklü bir yanılsamadan ibaret kalır. Sonuçta bu cihazlar birer I/O katmanıdır, işin omurgasını yine arkadaki veri mimarisi ve algoritmalar taşır.
/content/824c2e93-a3b2-423c-bdbc-1a1fb207fd75.jpeg)
/evrimagaci.org/public/images/misc/reading-books.png)
/event/276846c7-614c-4f4e-8f09-c6b7fe801fbb.jpeg)
/content/895722f5-eb01-4115-b1cb-0add96a85914.jpeg)