Hiç Bakmadan Klavyede Yazabilmeme Rağmen, Neden Klavyedeki Tuş Dizilimini Ezbere Sayamıyoruz?

Yazdır Hiç Bakmadan Klavyede Yazabilmeme Rağmen, Neden Klavyedeki Tuş Dizilimini Ezbere Sayamıyoruz?

Bilgisayar tutkunları fark etmiştir: Belli bir süreden sonra klavyeye hiç bakmadan 10 parmakla bile yazmanız mümkün olmaktadır. Ancak mesela klavyenin tuş dizilimini saymaya kalkacak olsanız, ciddi sıkıntılar çektiğinizi görürsünüz. Mesela Q klavyede QWERTY sırasının geldiğini biliyoruz. Ancak Y'den 3 sonraki harf hangisidir? ASD'nin 5 yanındaki tuş hangisidir? Peki ya V'nin sağ üst çaprazındaki ilk tuş? İyi ama bu dizilimi hiç bilmiyor gibi gözükmemize rağmen nasıl hiç bakmadan klavyede yazı yazabilmekteyiz?

Bunun sebebi, iki tip hafıza tipi bulunuyor olmasıdır: Açık Bellek (Explicit Memory) ve Örtülü Bellek (Implicit Memory). 

Açık bellek, bildiğimiz "gerçekler" ile ilgilidir. Bildiğiniz bildiğiniz şeylerle ilgilidir. Hakkında açık bir şekilde bilgi paylaşabileceğiniz bilgilerle ilgilidir. Örneğin bir "köpeğin" ne olduğuınu bilmek, şu anda başbakanın kim olduğunu biliyor olmak, 1888 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentinin hangi şehir olduğunu biliyor olmak, martini içerisinde hangi malzemelerin bulunduğunu biliyor olmak açık belleğin örnekleridir.

Buna karşılık örtülü bellek, haklarında açıkça izahatte bulunamayacağınız bilgi türleridir. Bunların önemli bir kısmı motor fonksiyonlarla ilgilidir. Örneğin bisiklete binen biri bunu kolaylıkla yapabilir; ancak nasıl yapabildiğini bir diğerine anlatmakta güçlük çeker. Kayak yapmaktan hoşlanan biri sağa sola rahatlıkla dönebilir; ancak ilk defa kayak yapan birine tam olarak nasıl sağa ve sola döndüğünü anlatmakta güçlük çeker. Ancak bu tip motor fonksiyonların yanısıra dil ve müzik gibi konular da örtülü belleğin alanına giren konulardır.

Hem sinirbilimsel olarak, hem de bilişsel olarak iki farklı bellek tipi bulunduğuna dair çok net kanıtlar bulunmaktadır. Örneğin sinirsel anlamda açık bellek genellikle hipokampüs ile ilişkilendirilir. Örtülü bellek ise bazal gangliya ile ilgilidir. Bunlar arasındaki ilişki, detaylı beyin taramaları sayesinde ispatlanabildiği gibi, nörodejeneratif hastalıklardan gelen verilerle de doğrulanabilmektedir. Alzheimer hastalığına sahip bireylerde genellikle hipokampüsteki ventriküller etkilenir ve bu nedenle kişilerin belleği zarar görür. Ancak genellikle Alzheimerlı hastaların unuttuğu şeyler neler yaptıkları veya kişilerle ilgili bilgilerdir. Öte yandan bu hastalar şarkı söylemek veya bisiklete binmek gibi konularda kusursuzdurlar ve hastalık bu yeteneklerini hiç etkilemez. Çünkü bunlar, daha ziyade örtülü bellek ile ilgilidir ve Alzheimer'a neden olan unsurlardan etkilenmezler. Buna karşılık, Parkinson hastaları motor kabiliyetlerini yitirirler ve özellikle de karmaşık motor fonksiyonlarda zorlanırlar. Ancak Parkinson hastaları da kendi yaşamları ve genel bilgileri ile ilgili hafızalarını neredeyse hiç kaybetmezler. Gerçekten de Parkinson, bazal gangliyon ile ilgili bir hastalıktır.

İki farklı hafıza sistemi bulunduğuna yönelik bilişsel çalışmalar ise azınlıktadır. Örneğin, Seri Tepki Zamanı deneyi gibi deneylerde Guitar Hero benzeri oyunlar oynanır. Amaç, karşı tarafın ya da ekranda görülen bir şeyin tekrar edilmesi üzerinedir. Denek için dizilim rastgeledir ve gerçekten de bu büyük oranda doğrudur. Ancak gizli bir gerçek vardır: Rastgeleliğin içerisinde kendini tekrar eden desenler vardır. Dolayısıyla olup bitenden tamaman habersiz olsanız da, rastgele gibi gözüken dizilimi tekrar etmekte gitgide daha başarılı hale gelirsiniz. Öyle ki, test sonrasında sorulduğunda denekler rastgele gibi gözüken hareketler içerisinde herhangi bir dizilim olduğunu tespit edememektedirler. Bu bakımdan örtülü bellek adeta sihirlidir!

İşte bu perspektiften incelendiğinde, klavyede yazı yazmak neredeyse kusursuz bir örtülü bellek örneğidir. Bu nedenle klavyedeki tuşları kusursuz veya kusursuza yakın bir şekilde kullanabilirsiniz; ancak dizilimi izah etmeye çalıştığınızda güçlük çekersiniz. Elbette iki hafıza birbiriyle yakından etkileşim halindedir; dolayısıyla basit bir çalışmayla klavye dizilimini ezbere sayabilecek konuma gelebilirsiniz. Ancak bilinçsiz bir şekilde, tekrara dayalı faaliyetlerle klavyede yazmayı öğrenebilmeniz, bunun örtülü belleğe dair bir beceri olduğuna harika bir örnektir.

 

Kaynak: Marc Ettlinger (Nörobilimci)

6 Yorum