Kel İnsanlar Neden Evrimsel Süreçlerde Elenmedi? Kellik ve İnsanlarda Kelliğin Evrimi Üzerine…

Yazdır Kel İnsanlar Neden Evrimsel Süreçlerde Elenmedi? Kellik ve İnsanlarda Kelliğin Evrimi Üzerine…
Mısır’dan elde edilen verilere göre, yaklaşık 5000 yıldır insanların kelliğe çare aradığı tahmin ediliyor. Yaşlanma nedeni ile erkeklerin yaklaşık %50'sinde, kadınların ise yaklaşık %20'sinde saç dökülmesi gözleniyor. Öte yandan saçımızın dökülüp dökülmeyeceğinin sırrı, atalarımızın genlerinde saklı.



Kellik nedir? 

Kellik, genellikle başımız üzerinde bulunan kılların eksikliği sonucu oluşan bir durumdur. Kelliğin en yaygın durumu “male pattern baldness”  (erkek tipi kellik) olarak bilinir. Tıp dilindeki ismi androgenic alopecia’dır. Androjenik alopesi, kadınlarda da erkeklerde de görülebilir. Kadınlarda saçın tümünün kaybı sık olarak gözlenmez, saç seyrekleşir ve incelir. Erkeklerin %70’i, kadınların %40’ı hayatlarının bir döneminde bu tip bir kelliğe maruz kalır.

Saç, insan yaşamı boyunca uzar. Kıl folikülleri (kıl kesecikleri) periyodik bir gelişim sürecine girerler. Önce aktif büyüme fazı (anajen fazı) görülür. Ardından bir gerileme dönemi (katajen faz) gelir. Hemen arkasından da dinlenme dönemi, yani telojen faz görülür. Anajen faz normalde 3 yıl, telojen faz ise sadece 100 gün sürer. Daha sonra kıl dökülür. Androjenik alopeside anajen faz kısalmıştır. Sonuçta anajen/telojen oranı da düşer. 

Alopesinin farklı türleri de vardır. Örneğin halk arasında “saçkıran” ya da “dalkıran” olarak bilinen alopecia areata hastalığında saçlı deri, sakal bölgesi, kaşlar, kirpikler ve diğer vücut kılları herhangi bir belirti olmaksızın dökülür. Hastalığın nedenleri olarak genetik, psikolojik stresler, hücresel ve humoral (sıvısal) bağışıklık, endokrin, bulaşıcı ve sinirsel etkenlerin rolü olduğu bulgularla desteklenmektedir. Özellikle stres faktörleri altında, otoimmun hastalıklarda veya androjen, testesteron benzeri hormonların baskılaması sonucunda agresifleşen bağışıklık sistemi kendi hücrelerini yabancı olarak görüp bu hücrelerle savaşmaya başlar. Bu durumda kıl kökleri etrafında bulunan lenfosit denen hücreler “sitokin” olarak adlandırılan kimyasallar salgılarlar. Bu da kıllarda dökülmeye neden olur. Diğer alopesi türleri ise yüksek doz A vitamini, yüksek ateş veya hastalıklar sonucu görülür. Bu tür alopesiler genellikle geçicidir. 

Sonuç olarak, kellik bir saç eksikliği durumuyken alopesi kelliğin birçok tipine neden olan tıbbi bir durumdur.



Kelliğin nedenleri nelerdir?

Bahsettiğimiz gibi, kellik bir saç eksikliği durumudur. Kellik bir hastalığa işaret edebilir ya da genetik faktörlere, yaşa veya androjen hormonlarına bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Genetik nedene bağlı saç kayıpları, en sık rastlanan saç kaybı türlerinden biridir. Genetik nedene bağlı saç kayıpları genelde başın tepe kısmında başlayıp başın alt kısmına doğru ilerler. Saç dökülmesinin en sık rastlanan genetik nedeni ise dihidrotestosteron (DHT) diye isimlendirilen erkeklik hormonudur. DHT, erkeklik hormonu olarak da bilinen “testosteron”un aktif halidir. Testosteron vücudumuzda ancak 5-alfa-redüktaz enzimi ile Dihidrotestosteron'a dönüştükten sonra etkili olabilir. Kellik genetik olarak anne-babadan ya da her ikisinden miras kalabilir. DHT hormonu özellikle başta, taç şeklinde yer alan saçları ve orta ön bölgedeki saçları hedef alır.

Androjenik alopesiye sadece Dihidrotestosteron (DHT) yol açmamaktadır. Dehidroandrosteron ve Androstenedion gibi androjen hormonlar da, androjenik alopeside rol oynamaktadırlar. Ancak Dihidrotestosteron ( DHT ), çok güçlü bir androjenik etkiye sahip olduğu için çoğu erkekte, özellikle genç yaşlarda ortaya çıkan androjenik alopesinin birincil sorumlusudur. Yapılan çalışmalarla androjenik alopesiye sahip erkeklerin saç foliküllerindeki androjen reseptörlerinin daha yoğun bulunduğu ortaya konmuştur.

Yaşlanma ile beraber saç foliküllerindeki androjen reseptörlerinde bulunan sitoplazmik hücre zarları incelir ve saç folikülleri androjen hormonlara karşı daha duyarlı hale gelir. Gençlik yıllarında sadece Dihidrotestosteron saç foliküllerine zarar verirken, yaşlanma ile birlikte bahsettiğimiz diğer androjen hormonlar da saç foliküllerine zarar vermeye başlarlar ve saç dökülmesine neden olurlar. Yaşlı erkeklerde görülen androjenik alopesinin yüzde 80'lere varmasının temel sebebi budur.

Öte yandan, her insanın saç derisinde, aynı sayıda ve aynı dağılımda androjen reseptörü bulunmaz. Bu sebepten ötürü bazı insanlar genç yaşta kelleşirken, bazı insanlar ise yaşamın son evrelerine kadar gür saçlarını koruyabilirler.


Anne Bazlı Kellik Hipotezi

Kelliğin kalıtımı ile ilgili ilk düşüncelerden biri kelliğin anneden aktarıldığı yönündeydi. Anne bulundurduğu kellik genlerini fenotipinde göstermediği sürece seçilimin bu genleri elemesinin bir nedeni olmayacaktı ve bu genetik varyasyon yeni nesillere aktarılacaktı. Fakat bu konuda detaylı düşünüldüğünde mantık çürütülebiliyor. Bu annelerin hem erkek hem de kız çocukları olacak. Eğer ki bu erkek çocuklar, bu genleri fenotiplerinde gösterdiklerinde üreme oranları cinsel seçilimden ötürü düşecekse bu varyasyonun nesiller içerisinde azalması gerekirdi. Her türlü şekilde bilim, bu anne bazlı hipotezin yanlış olduğunu kanıtlıyor. Şu anda kelliğe neden olan genlerin iki ebeveynden de geçebildiği biliniyor. Etki eden genlerin tamamı ise henüz aydınlatılabilmiş değil.



Kellik neden yalnızca insanlarda var ve neden hayvanlarda gözlemlenmiyor?

Aslına bakarsanız, gözlemleniyor. Alopesi insanlar gibi hayvanları da etkiliyor. Hayvanlarda kelliğin gelişimi, genellikle, altında yatan bir rahatsızlığın belirtisi olarak gözlenebiliyor. Bazı hayvanlar genetik olarak kelliğe yatkınken, bazılarındaki kellik durumuna ise yüksek hassasiyet veya beslenme faktörleri etkili oluyor. 

Zoolog Per Jakobsen, şempanzelerin de bizimle aynı şekilde kelleştiğini söylüyor: Bazı erkek şempanzeler saçlarının üst tarafını kaybediyor. Dişi veya erkek, bütün kısa kuyruklu makaklar saçlarını kaybediyor. Jakobsen bu durumun, bu primat türünün saç köklerinde daha çok hormon reseptörleri bulundurmasından kaynaklandığını söylüyor.

Doğu Kenya’daki bazı erkek Tsavo aslanları da kelleşiyor, fakat bu durum başka aslan türlerinde gözlenmiyor. Araştırmacılar kelleşen aslanların daha çok sayıda dişiyi çektiğini gözlemledi. Jakobsen şöyle belirtiyor: 

"Bu durum kellerin alfa role sahip olduklarını gösterebilir fakat bu, kelliğin nedenleri hakkındaki birçok teoriden sadece biri..."


Daha olgun, daha az agresif

Bazı araştırmacılar kelliği bizim daha kıllı atalarımızdan bugünkü halimize gelen primat gelişimimizde bir sonraki aşama olarak nitelendiriyor. Jakobsen bu konuda şunları söylüyor: 

“Fakat kimse bu konuda emin değil. Bildiğimiz şey şu, insanlar kel erkeklerin daha olgun ve daha az agresif olduğunu düşünüyor.” 

Saçlar, kemik yapıları gibi fosil bırakmadığı için modern insanların ne zaman kelleşmeye başladığını bilemiyoruz, fakat tarih kayıtlarında geriye gittikçe sürekli kel insanlara rastlıyoruz.



Kellik, çocuk yapmaktansa çocuklara bakmaya eğilimli erkekleri işaret ediyor.

Oslo’daki Doğa Tarihi Müzesi’nde zoolog (hayvanbilimci) olarak çalışan Petter Bøckman, kelliğin bir taktik olarak evrimleşmiş olabileceğini söylüyor. Bu düşünceye göre, daha az saçlı erkekler daha az çekici ve evde kalıp çocuklara bakıyorlar. Bøckman bununla ilgili olarak şöyle söylüyor:

“Erkekler genellikle en aktif üreme dönemlerinden sonra saçlarını kaybederler. Bu şekilde evde kalıp yavru bakımını üstlendikleri için dişiler tarafından daha çekici bulunuyorlar.”

Bøckman, ayrıca, insanların diğer akrabalarından daha uzun yaşadıkları için yaşam süreçleri boyunca daha çok kelleştiklerini düşünüyor:

“Hayvanat bahçelerinde bazı hayvanların ileri yaş semptomları gösterdiğini görüyoruz. Kelleşiyorlar ve çelimsiz hale geliyorlar. Eğer doğada olsalardı sürüye ayak uyduramadıkları için avcı hayvanlar tarafından avlanırlardı.” 




Kellik bir dezavantajsa ve evrim de dezavantajları eliyorsa, neden bazı insanlar hala kel?

İnsanlığın gelişim süreci boyunca kafa derisini kaplayan saç, bizi öğle güneşinden korudu, hava soğukken vücut sıcaklığını dengeledi ve hatta karşı cinsi etkilememizi sağladı. Buna bakarsak kel insanların evrimsel bir dezavantaja sahip olması gerekiyor. Diğer bir deyişle: 


“Neden kel insanların soyu tükenmedi?”

İşte, bu konudaki üç görüş:

1.”Kellik olgunluğu ve ağırbaşlılığı işaret ediyor.” görüşü

Frank Muscarella ve Michael Cunningham, Ethology and Sociobiology dergisindeki makalelerinde insanların kelleşmesinin, akıllılık (olgunluk) ve eşini besleme kabiliyeti ile ilişkili olduğunu ortaya koyuyorlar.

“Kabul ediyorum ki kellik insanları daha yaşlı gösteriyor ve fiziksel olarak daha az çekici kılıyor, fakat uzun vadede eşleşmede çekici bir etmen.” 


2.”Saçtaki boş alanlar hastalıklardan koruyor olabilir.” görüşü

Medical Hypotheses’ten Peter Kabai, kelliğin saç derisinde boş bir alana neden olduğu ve güneş ışığını almaya elverişli olduğu konusunda herkesin hemfikir olduğunu düşünüyor. Kelliğin prostat kanserinden korumak için evrimleşmiş bir mekanizma olabileceğini söylüyor. Çalışmalar, derinin ultraviyole ışık radyasyonlarını absorbe etmesinin ve D vitamininin prostat kanseriyle mücadelede etkili olduğunu gösteriyor. Prostat kanseri erkekleri sadece erken öldürmüyor, üremeyi de etkiliyor. Fakat bu fikrin gelişmesi için önünde daha çok yol var.


3.“Kellik gücün bir simgesi olabilir.” görüşü

Bir başka teoriye göre kellik dominantlığı ve sosyal statüyü belirtiyor. Fikir, kırmızı rengin öfkeyi temsil ettiği gibi, kelliğin “Bana bulaşma!” diyen bir sosyal statüyü gösterdiğini belirtiyor.

Yazan: Işın Altınkaya (Evrim Ağacı)

Düzenleyen: Ayşegül Şenyiğit (Evrim Ağacı)

Kaynaklar ve İleri Okuma: 
6 Yorum