İlk İnsanların Et Yediğine Dair Kanıtlar

Yazdır İlk İnsanların Et Yediğine Dair Kanıtlar

İnsanların beslenmesindeki başlıca evrimsel değişikliklerden ilki, en az 2,6 milyon yıl önce büyük hayvanların et ve kemik iliklerini menülerine dahil etmeleriydi.

 

Et ve İlik Yeme

İlk insansıların beslenme biçimi muhtemelen günümüz şempanzelerininkine benziyordu: çok miktarda meyve, yaprak, çiçek, ağaç kabuğu, böcek ve et içeren hem otçul hem de etçil bir beslenme düzenine sahiplerdi (örneğin Andrews & Martin 1991; Milton 1999; Watts 2008). Diş morfolojisi ve dişlerin mikro düzeyde aşınması ile ilgili çalışmaların gösterdiğine göre bazı insansıların yedikleri şeyler arasında tohumlar ve sert kabuklu yemişler gibi sert gıda maddeleri ile kökler ve yumru kökler gibi yer altı depolama organları bulunabilirdi (Jolly 1970; Peters & O'Brien 1981; Teaford & Ungar 2000; Luca ve ark. 2010). İnsansıların yedikleri şeyler en az 2,6 milyon yıl öncesinden itibaren belirgin şekilde genişlemeye başladı; bazıları yiyecekleri arasına küçüklerinden büyüklerine kadar her çeşit hayvanın et ve iliğini dahil etmeye başladılar. Bu çarpıcı değişimin kanıtlarını 5N1K sorularını sorarak inceleyelim: Ne zaman, Nerede, Kim, Ne, Niçin ve Nasıl.

 

İnsansılar etçilliğe ilk kez ne zaman ve nerede başladı?

Et ve ilik yemenin en kuvvetli kanıtları kemiklerde bulunan kasaplık izleridir. Keskin bir aletle kemikten et sıyırmak kesik izlerine yol açabilir (Görsel 1). Kırıp içindeki iliği çıkarmak için koca bir taşla kemiğe vurmak da darbe izleri bırakabilir. Kesik ve darbe izleri, ki bunların tümüne kasaplık izleri denir, beslenme ve diğer amaçlar için deri yüzme, parçalara ayırma ve kemik kırma işlemlerinin sonucunda oluşabilir (Blumenschine & Pobiner 2006). Bilim insanları Erken Taş Devri fosil topluluklarındaki kasaplık izlerini 1980’lerde tespit etmeye başladılar (örneğin Bunn 1981; Potts & Shipman 1981; Blumenschine & Selvaggio 1988). İnsanların kemik kemirmelerine dair deneysel ve tarih öncesi kanıtlar, çok yakın zamanlarda araştırılmaya başlandı (örneğin Landt 2007; Delaney-Rivera ve ark. 2009; Fernandez-Jalvo ve Andrews 2011; Pickering ve ark. 2013).

Görsel 1. (a) Kenya’daki Koobi Fora’da bulunan ve üzerinde kesik izleri olan 1,5 milyon yıl öncesine ait antilop alt bacak kemiği (uzun eklemli) fosili; (b) kesik izlerinin yakından görünüşü. © 2013 Nature Education, Briana Pobiner.

 

Sadece üzerinde kasaplık izleri bulunan fosilleşmiş kemikler insansıların beslenmesine ait güvenilir kanıt olabilir (Blumenschine & Pobiner 2006). Bu yeni beslenme davranışına ait kabul gören en eski kanıt, Etiyopya’daki Gona sit alanında bulunan ve yaklaşık 2,6 milyon yıl öncesine ait olan bulgudur (Domínguez-Rodrigo ve ark. 2005). Arkeolojik değeri olan taş alet yığınlarının ilk kanıtlarını da çok da tesadüfi sayılamayacak şekilde aynı zamanlarda görmeye başlıyoruz (Semaw ve ark. 2003). Australopithecus afarensis kalıntılarının bulunduğu Etiyopya’daki Dikika’da 3,4 milyon yıl öncesinde insansılar tarafından kesilip doğranan kemiklere ait kanıtlar da vardır (McPherron ve ark. 2010) fakat sadece birkaç kemik örneğinden oluşan bu kanıtlar hakkında ihtilafa düşülmüştür (Domínguez-Rodrigo ve ark. 2010). In situ (yerinde) kazılarak çıkarılan, büyük yığınlar halindeki taş aletlerle ilişkili olduğu görülen fosil faunadan elde edilen insansı etçilliğinin sürekliliğine dair belgeli kanıtların en eskisi, Kenya’daki Kanjera’da bulunan ve 2 milyon yıl öncesine dayanan bulgudur (Ferraro ve ark. 2013). Karasal hayvanlara ek olarak, Koobi Fora’daki bir sit alanından çıkarılan kanıtlar göstermektedir ki yaklaşık 1,95 milyon yıl önce insansıların yedikleri şeyler arasında kaplumbağa, timsah ve balık gibi suda yaşayan hayvanlar da dahil olmaya başladı (Braun ve ark. 2010). Tanzanya’daki Olduvai Gorge yakınlarındaki birçok bölgede, 1,8 milyon yıl öncesine dayanan ve büyüklükleri kirpi ile fil arasında değişen in situ (yerinde) kesilip doğranmış memeli kalıntısı kanıtları bulunmuştur, bu kalıntılar da çok sayıda taş aletle ilişkilendirilmiştir (Domínguez-Rodrigo ve ark. 2007; Blumenschine & Pobiner 2006 ve oradaki kaynaklar). Kenya, Koobi Fora’daki üç sit alanı, yaklaşık 1,5 milyon yıl öncesinden kalan kesilip doğranmış birkaç memeli kanıtı barındırmaktadır (Pobiner ve ark. 2008). Bu durum muhtemelen çevredeki farklı alanlarda hayvan kesimi ve taş alet yapımı gibi belli bir amaç doğrultusunda belli aktivitelerde özelleşmeye doğru bir değişimi işaret etmektedir.

 

Bu et ve iliği kim yiyordu?

Hâlihazırda, aşağı yukarı 2,6-2,5 milyon yıl önceye ait olan en azından üç insansı örneğine dair fosil kanıtı bulunmaktadır: Australopithecus africanus, Australopithecus garhi ve Paranthropus aethiopicus. H. habilis ise 2,4-2,3 milyon yıl öncesi civarına tarihlenmiştir (Görsel 2). A. africanus veya P. aethiopicus ile ilişkilendirilen stratigrafik katlarda kesip doğranmış kemik (veya taş alet) yoktur, dolayısıyla faillerimizin bu taksonlar olma ihtimali çok düşüktür. A. garhi fosillerinin yakınlarında kesilip doğranmış kemikler bulunmasına karşın (de Heinzelin ve ark. 1999), sadece Homo soy hattında, özellikle de Homo erectus türünde diş ve bağırsak boyutlarında küçülme ile vücut ve beyin boyutlarında büyüme gibi et yemeyle bağlantılı olan biyolojik özellikler görürüz (örneğin McHenry 1992; Aiello ve Wheeler 1995; Antón 2003; Braun ve ark. 2010).

Görsel 2. KNM-ER 1813 sit alanı ekip üyelerinden birinin fotoğrafı, Kenya’daki Koobi Fora’da bulunan 1,9 milyon yıl öncesine ait bir Homo habilis kafatası. Bu türün en bozulmamış örneklerinden biridir. © 2013 Nature Education, Chip Clark/Smithsonian Enstitüsü.

 

Bu beslenme stratejisinin benzersiz olan yönü nedir?

Primatlar içinde insansıların etçilliği üç bakımdan benzersizdir: (1) hayvansal kaynaklara ulaşmak için işlenmiş taş alet kullanımı, (2) insansıların kendilerinden çok daha büyük hayvanları kaynak olarak kullanması (Görsel 3) ve (3) leşçillik yoluyla hayvansal kaynak temini. Yaşayan en yakın akrabalarımız olan şempanzeler genellikle et kaynaklarını elle yakaladıkları tüylü maymun (colobus) ve diğer küçük maymunlardan sağlarlar (örneğin Mitani and Watts 2001), fakat et tüm yiyeceklerinin küçük bir kısmını oluşturur ve büyük olasılıkla leşi tam olarak sindiremedikleri için (Ragir ve ark. 2000) nadiren leş yerler (Watts 2008). İnsansıların bu yeni besin kaynağını nasıl benimsedikleri hala bilinmemektedir. İnsanlar muhtemelen farklı habitatlara doğru genişleyen çimenlikleri doğrudan tüketemiyordu (gerçi bkz. Sponheimer ve ark. 2013), ancak bu kaynaktan yararlanması muhtemel büyük çayır hayvanlarının sayısındaki artış onları tüketebilecek ve sindirebilecek tüm türler için avantajlı olmalıydı (Plummer 2004). Bu değişim, primatların kendisinden daha büyük bir etçil topluluğu gasp ettiğini gösterir ki bu durum insansıları yepyeni seçilim baskılarına maruz bırakmış olmalıdır (Brantingham 1999; Pobiner & Blumenschine 2003; Werdelin & Lewis 2005).

Görsel 3. Kenya’daki Olorgesailie’da yaklaşık 1 milyon yıl önce Homo erectus tarafından bir fili kesip doğrama işleminin canlandırımı. © 2013 Nature Education, Karen Carr/Smithsonian Enstitüsü.

 

İnsansılar niçin daha fazla et ve ilik yemeye başladılar?

Geçmiş hakkındaki “niçin”li soruların cevaplanması çok zordur, yine de et ve iliğin sağladığı bazı faydaları inceleyebiliriz. Et ve ilik hayati öneme sahip aminoasitler ile mikro besinler içeren ve kalori açısından (Milton 1999), suda yaşayan hayvanlar ise beyin gelişimi için gerekli besin öğeleri açısından zengin kaynaklardır (örneğin Broadhurst ve ark. 2002). Hayvansal gıdaları bolca tüketmek insansıların hareket kabiliyeti, çeviklik ve sosyallikten ödün vermeksizin vücut ölçülerinin büyümesini sağlamış olabilir (Milton 1999). Pekiyi, insansılar diğer gıdalara kıyasla hangi sıklıkta ve yoğunlukta hayvansal dokulardan besin elde ediyorlardı? Olduvai Gorge’da yer alan FLK 22 ve FLKN 1-2 sit alanlarındaki insansılar küçükten büyüğe çeşitli memelilerin uzun kemiklerini, bu kemiklerin ilik yağlarından edinebilecekleri tahminî brüt kalori getirisine doğru orantılı olarak kırıyorlardı (Blumenschine & Madrigal 1993. Ayrıca FLKN 1-2’deki insansı davranışlarının farklı bir yorumu için bkz. Bunn ve ark. 2010 at FLKN 1-2). FLK 22’deki büyük memelilere ait uzun kemik bolluğu, önemli ve doğrular bir şekilde ilik kemiğinin net getirisiyle bağıntılıdır (Blumenschine & Madrigal 2000). Optimum yiyecek arama teorisi, optimum beslenme grubundaki yiyeceklerin karşılaşıldıkça tüketilmesini gerektirir; hayvan ölüsüyle karşılaşma oranı çeşitli ekolojik değişkenlere bağlıdır (Blumenschine & Pobiner 2006). Bu durum gösteriyor ki en az 1,8 milyon yıl önce bile, ölü hayvanların gövdesini işleme tabi tutma kararı çeşitli gıdaların enerji getirileri göz önüne alınarak veriliyor olabilirdi. İnsansıların fırsatçılığı göz önüne alınacak olursa, buradan sağlanan net getiriler tropik avcı toplayıcıların topladıkları memeli harici gıdaların, çoğuyla karşılaştırılabilir seviyede veya daha fazladır (Blumenschine & Pobiner 2006 ve oradaki kaynaklar).

 

İlk insanlar bu et ve iliği nasıl elde edip kullandılar?

Avlanma tekniğine ait saplı mızrak ucu şeklindeki en eski kanıtlar, şu an için yaklaşık 500.000 yıl öncesine tarihlendirilmektedir (Wilkins ve ark. 2012); atılabilen karmaşık silahlar ancak 71.000 yıl öncesinde görülmektedir (Brown ve ark. 2012). Direnç avı, gelişmiş bir teknoloji kullanılmadan yapılabilecek bir avlanma türü olarak öne sürülmüştür, fakat bu davranışın fosil veya arkeolojik kayıtlardan açıkça anlaşılması mümkün değildir. Ocaklardaki yanmış tohumlar, ağaç ve çakmaktaşı şeklindeki kontrollü ateş kullanımına dair (muhtemelen yemek pişirmeyle ilişkili) en eski kesin kanıtlar yaklaşık 790.000 yıl öncesine tarihlendirilmektedir (Goren-Inbar ve ark. 2004). Koobi Fora, Chesowanja ve Swartkrans’taki insansılarla ilişkili olarak Doğu ve Güney Afrika’da bulunan daha eski ateş izlerine dair kanıtlar (örneğin Gowlett ve ark. 1981; Brain & Sillen 1988; Bellomo 1994), ağırlıklı olarak tortu nedeniyle renk bozulmasına uğradıklarından yaygın kabul görmemişlerdir (James 1989; Goren-Inbar ve ark. 2004). Modern insanın bağırsak oran ve boyutları, büyük insansı maymunlar arasında benzersiz olduğu (Milton 1999) ve araştırmalar modern insanların genlerinde beslenme değişikliklerine adaptasyonlarında rol oynamış olabilecek seçilim işaretleri bulduğu halde (Babbitt ve ark. 2011), et ve ilik yemeye olanak sağlayan bu anatomik ve fiziksel değişikliklerin tam olarak ne zaman gerçekleştiği belli değildir.

Erken Taş Devri fauna topluluklarını inceleyen pek çok zooarkeolog en azından insansılar tarafından kesilip doğranan bazı ölü hayvan gövdelerinin, özellikle de büyüklerinin leşçillik yoluyla sağlandığını düşünmektedir. Erken Taş Devri fosillerinde kasaplık izleri bulunduktan hemen sonra, literatürdeki “avlanma veya leşçillik tartışması” üzerine makaleler giderek çoğalmıştır. Özellikle Olduvai Gorge’de yer alan FLK 22 Zinjanthropus sit alanıyla ilgili çıkarımlar hakkındaki bu makalelerde üstü kapalı da olsa avlanma leşçilliğe kıyasla davranışsal olarak daha üstün veya daha modern görülmektedir (örneğin Binford 1981; Bunn 1981; Bunn 1986; Shipman 1986; Blumenschine 1988, 1995; Binford 1988; Bunn ve Kroll 1986, 1988; Bunn ve Ezzo 1993; Capaldo 1997; Domínguez-Rodrigo 1997; Dominguez-Rodrigo ve ark. 2007). Bu arada, leş gövdelerinden kaynak temin edebilme hakkında bir dizi gerçekçi araştırma başlatıldı (Blumenschine 1986, 1987; Cavallo ve Blumenschine 1989; Selvaggio 1994; Capaldo 1995, Domínguez-Rodrigo 1999; Pobiner 2007), yine de bazıları eti hala işlenmesi zor bir gıda kaynağı olarak görüyordu (örneğin Speth 1989). Bu tartışmanın tarihçesi bu makalenin kapsamı dışındadır (yine de incelemek için bkz. Bunn 1991; Domínguez-Rodrigo 2002; Domínguez-Rodrigo & Pickering 2003; ve Plummer 2004); bu şekilde ölü hayvan gövdesi temininin -avlanma veya leşçillik (gerek pasif leşçillik gerekse de aktif/çatışmacı leşçillik)- birbirini dışlayan davranışlar olması mümkün değildir, (ölü hayvan gövdesinin temini, kesip doğrama ve taşıma gibi işlemleri yapabilecek insansıların grup içinde var olması; avın büyüklüğü, yaşı ve türü; doğal yaşam ortamının özellikleri, diğer gıda kaynaklarının olup olmaması ve başka yırtıcı hayvanların varlığı gibi) davranışsal veya ekolojik değişkenlere göre ikisi de zaman zaman yapılmıştı. Çoğunlukla kesik, darbe ve diş izlerinin sıklığı ve yeriyle ilgili deneysel modeller (örneğin Blumenschine 1988) leşe ulaşma zamanı (erken ulaşma-geç ulaşma) hakkında ve zooarkeoloji açısından anlamlı topluluklar oluşmasındaki nedenlerle ilgili bilgi verir (örneğin Blumenschine 1995; Egeland ve ark. 2004).

 

Bu alanda cevaplanmamış sorulardan bazıları şunlardır:

1. İnsansılar için hayvansal kaynaklar (bitkisel ve diğer kaynaklara göre) ne kadar önemliydi ve insansı türü, zaman aralığı, doğal yaşam ortamı ve diğer değişkenlere göre bu önem nasıl değişiyordu?

2. Modern ekosistemlerde leşçillerin yararlanabileceği et ve ilik miktarı avın büyüklüğü (örneğin Blumenschine 1987; Pobiner 2007) ve türüne; yırtıcı türü ve sürü büyüklüğüne; mevsim ve doğal yaşam ortamı gibi ekolojik değişkenlere göre nasıl değişir? Bu değişkenler kasaplık izlerinin sıklığı ve yerini etkiler mi, cevap evetse nasıl etkiler (örneğin Pobiner and Braun 2005)?

3. Bir sit alanında çatışmacı leşçillik veya pasif leşçillik gerçekleştiğini nasıl anlayabiliriz? Ya ölü hayvan gövdesi birden fazla türde temin edilmişse? Ölü hayvan gövdesi tedariki farklı sit alanlarındaki farklı ekolojik imkanlara göre nasıl değişiyordu? Ölü hayvan gövdesinin temin türü insansıların hayvansal kaynaklara ulaşma zamanıyla (erken ulaşma veya geç ulaşma) nasıl bağlantılıdır?

 

Sözlük

insansılar: Türlerin insan evrimi grubudur, hem fosil hem de günümüz örneklerini kapsar. Cins (örneğin Homo, Australopithecus) ve aile (Hominidae) seviyesi arasındaki akademik bir biyoloji terimi olan Hominini sözcüğünden gelir.

etçillik: Et yiyerek beslenme.

in situ: (Latince) “yerinde” anlamındadır. Tarih öncesi çalışmalarda, konulduğu yerde bulunan eser veya fosil anlamında kullanılır. In situ (yerinde) malzemeler, tortu tabakası içinde bozulmamış bir halde bulunur; böylece arkeologlar onları tarihleyebilir ve/veya aynı tabakada bulunan diğer eser, fosil veya tortuları inceleyerek onlara daha iyi bir bağlam sağlayabilirler.

fauna: Hayvanlar veya hayvanlara ilişkin.

direnç avı: Avcıların koşma, yürüme ve izleme taktiklerini kullanarak avını tükenmişlik noktasına kadar takip ettiği bir avcılık tekniği.

Erken Taş Devri: Yaklaşık 2,6 milyon yıl önceden başlayıp 400.000 ila 250.000 yıl önceye kadar süren ve Oldowan ve Acheulean denen taş alet kullanımını içeren bir zaman aralığıdır. Afrika’daki Erken Taş Devri yaklaşık olarak Avrupa ve Asya’daki İlk Yontma Taş Devri denen döneme denk gelir.

gerçekçi: Günümüzde halen yapılmakta olan ve gözlemlenebilir işlemlerle benzerlik kurarak geçmiş olayları anlama yöntemi.

pasif leşçillik: Başka bir yırtıcı tarafından öldürülen veya doğal nedenlerle ölen hayvanın gövdesinden leş yeme. Ölü hayvan gövdesine daha önce başka yırtıcıların ulaşması, yırtıcılarla avın türü ve büyüklüğüne bağlı olarak (et, ilik, beyin gibi) farklı kaynak miktarı ve çeşitliliği gösterebilir.

aktif veya çatışmacı leşçillik: Ölü hayvan gövdesinden kaynak sağlamak üzere bir yırtıcıyla çatışarak veya onu avlayarak gövdesinden leş yeme. Ölü hayvan gövdesine daha önce başka yırtıcıların ulaşması, yırtıcılarla avın türü ve büyüklüğüne bağlı olarak (et, ilik, beyin gibi) farklı kaynak miktarı ve çeşitliliği gösterebilir. Genellikle (ama yanlış bir şekilde) pasif leşçillikten daha fazla kaynak sağladığı düşünülür.

erken ulaşma: Gerek avlayarak gerekse de leş yiyerek ölü hayvan gövdesini tüketmede erken sıralarda (genellikle ilk sırada) yer alarak kaynak elde etme.

geç ulaşma: Ölü hayvan gövdesini tüketmede ilk değil de daha sonraki sıralarda yer alarak kaynak elde etme. Geç ulaşan yırtıcılar, ölü hayvan gövdesine ilk ulaşan yırtıcılarla avın türü ve büyüklüğüne bağlı olarak (et, ilik, beyin gibi) farklı miktar ve çeşitlilikte kaynak elde ederler.

 

Düzenleyen: Ertuğrul Genç

Orijinal Kaynak: Nature

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Aiello, L. C., & Wheeler, P. The expensive-tissue hypothe­sis: The brain and digestive system in human and primate evolu­tion. Current Anthropology 36,199-221 (1995).
  2. Andrews, P. & Martin, L. Hominoid dietary evolution. Philosophical Transactions of the Royal Society of London B 334, 199-209 (1991).
  3. Antón, S.C. Natural history of Homo erectus. Yearbook of Physical Anthropology 46, 126-170 (2003).
  4. Babbitt, C. C. et al. Genomic signatures of diet-related shifts during human origins. Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences 278, 961-969 (2011).
  5. Bellomo, R. V. Methods of determining early hominid behavioral activities associated with the controlled use of fire at FxJj 20 Main, Koobi Fora. Journal of Human Evolution 27, 173-195 (1994).
  6. Binford, L. R. Bones: Ancient Men and Modern Myths. Academic Press, New York (1981).
  7. Binford, L. R. Fact and fiction about the Zinajnthropus floor: data, arguments, and interpretations. Current Anthropology 29, 123-135 (1988).
  8. Blumenschine, R. J. Carcass consumption sequences and the archaeological distinction of hunting and scavenging. Journal of Human Evolution 15,639-659 (1986).
  9. Blumenschine, R. J. Characteristics of an early hominid scavenging niche. Current Anthropology 28, 383-407 (1987).
  10. Blumenschine, R. J. An experimental model of the timing of hominid and carnivore influence on archaeological bone assemblages. Journal of Archaeological Science 15, 483-502 (1988).
  11. Blumenschine, R. J. Percussion marks, tooth marks, and experimental determinations of the timing of hominid and carnivore access to long bones at FLK Zinjanthropus, Olduvai Gorge, Tanzania. Journal of Human Evolution 29, 21-51 (1995).
  12. Blumenschine, R. J. & Madrigal, T .C. Variability in long-bone marrow yields of East African ungulates and its zooarchaeological implications. Journal of Archaeological Science 20, 555-587 (1993).
  13. Blumenschine, R. J. & Pobiner, B. L. Zooarchaeology and the ecology of Oldowan hominin carnivory. In Ungar, P. (Ed.), Early Hominin Diets: The Known, the Unknown, and the Unknowable. Oxford University Press, Oxford, pp. 167-190 (2006).
  14. Blumenschine, R. J. & Selvaggio, M. M., Percussion marks on bone surfaces as a new diagnostic of hominid behavior. Nature 333, 763-765 (1988).
  15. Blumenschine, R. J. et al. Vertebrate taphonomic perspectives on Oldowan hominin land-use in the Plio-Pleistocene Olduvai basin, Tanzania. In Breathing Life into Fossils: Taphonomic Studies in Honor of C. K. (Bob) Brain. eds. Pickering, T. R., Toth, N. & Schick, K. (Indiana: Stone Age Institute Press, 2007). 161-180.
  16. Brain, C. K. & Sillen, A. Evidence from the Swartkrans cave for the earliest use of fire. Nature 336, 464-466 (1988).
  17. Brantingham, P. J. Hominid-Carnivore coevolution and invasion of the predatory guild. Journal of Anthropological Archaeology 17, 327-353 (1998).
  18. Broadhurst, C. L. et al. Brain-specific lipids from marine, lacustrine, or terrestrial food resources: potential impact on early African Homo sapiensComparative Biochemistry and Physiology Part B: Biochemistry and Molecular Biology 131(4), 653-673.
  19. Braun, D. R. et al. Early hominin diet included diverse terrestrial and aquatic animals 1.95 Ma in East Turkana, Kenya. Proceedings of the National Academy of Sciences USA 107, 10002-10007 (2010).
  20. Brown, K. S. et al. An early and enduring advanced technology originating 71,000 years ago in South Africa. Nature 491, 590-593.
  21. Bunn, H. T. Archaeological evidence for meat-eating by Plio-Pleistocene hominids from Koobi Fora and Olduvai Gorge. Nature 291, 547-577 (1981).
  22. Bunn, H. T. Patterns of skeletal representation and hominid subsistence activities at Olduvai Gorge, Tanzania and Koobi Fora, Kenya. Journal of Human Evolution 15, 673-690 (1986).
  23. Bunn, H. T. A taphonomic perspective on the archaeology of human origins. Annual Review of Anthropology 20, 433-467 (1991).
  24. Bunn, H. T. & Ezzo, J. A. Hunting and scavenging by Plio-Pleistocene hominids: nutritional constraints, archaeological patterns and behavioural implications. Journal of Archaeological Science 20, 365-398 (1993).
  25. Bunn, H. T. & Kroll, E. M. Fact and fiction about the Zinajnthropus floor: data, arguments, and interpretations. Current Anthropology 29, 135-149 (1988).
  26. Bunn, H T. et al. Was FLK North levels 1-2 a classic "living floor" of Oldowan hominins or a taphonomically complex palimpsest dominated by large carnivore feeding behavior? Quaternary Research 74(3), 355-362.
  27. Capaldo, S. D. Inferring hominid and carnivore behavior from dual-patterned archaeofaunal assemblages. Ph.D. dissertation, Rutgers University (1995).
  28. Capaldo, S. D. Experimental determinations of carcass processing by Plio-Pleistocene hominids and carnivores at FLK 22 (Zinjanthropus), Olduvai Gorge, Tanzania. Journal of Human Evolution 33, 555-597 (1997).
  29. Cavallo, J. A. & Blumenschine R. J. Tree-stored leopard kills: expanding the hominid scavenging niche. Journal of Human Evolution 18, 393-399 (1989).
  30. Delaney-Rivera, C. et al. Pits and pitfalls: taxonomic variability and patterning in tooth mark dimensions. Journal of Archaeological Science 36, 2597-2608 (2009).
  31. de Heinzelin, J. et al. E. Environment and behavior of 2.5-million-year-old Bouri hominids. Science 284, 625-629 (1999).
  32. Domínguez-Rodrigo, M. Meat-eating by early hominids at the FLK 22 Zinjanthropus site, Olduvai Gorge (Tanzania): an experimental approach using cut-mark data. Journal of Human Evolution 33, 669-690 (1997).
  33. Domínguez-Rodrigo, M. Flesh availability and bone modifications in carcasses consumed by lions: palaoecological relevance in hominid foraging patterns. Palaeogeography, Palaeoclimatology, and Palaeoecology 149, 373-388 (1999).
  34. Domínguez-Rodrigo, M. Hunting and scavenging by early humans: the state of the debate. Journal of World Prehistory 16, 1-54 (2002).
  35. Domínguez-Rodrigo, M. & Pickering, T. R. Early hominid hunting and scavenging: a zooarchaeological review. Evolutionary Anthropology 12, 275-292 (2003).
  36. Domínguez-Rodrigo, M. et al.Configurational approach to identifying the earliest hominin butchers. Proceedings of the National Academy of Sciences USA 107, 20929-20934 (2010).
  37. Domínguez-Rodrigo, M. et al. Cutmarked bones from Pliocene archaeological sites at Gona, Afar, Ethiopia: Implications for the functions of the world's oldest stone tools. Journal of Human Evolution 48, 109-121 (2005).
  38. Domínguez-Rodrigo, M. et al. (Eds.) Deconstructing Olduvai: A Taphonomic Study of the Bed I Sites. Springer, Netherlands (2007).
  39. Egeland, C. P. et al. Disentangling Early Stone Age palimpsests: determining the functional independence of hominid- and carnivore-derived portions of archaeofaunas. Journal of Human Evolution 47, 343-357 (2004).
  40. Fernández-Jalvo, Y. & Andrews, P. When humans chew bones. Journal of Human Evolution 60, 117-123 (2011).
  41. Ferraro et al. Earliest archaeological evidence of persistent hominin carnivory. PLoS ONE 8, e62174 (2013).
  42. Goren-Inbar, N. et al. Evidence of hominin control of fire at Gesher Benot Ya‘aqov, Israel. Science 304, 725-727 (2004).
  43. Gowlett, J. A. J. et al. Early archaeological sites, hominid remains and traces of fire from Chesowanja, Kenya Nature 294, 125-129 (1981).
  44. James, S. R. Hominid use of fire in the lower and middle Pleistocene: a review of the evidence. Current Anthropology 30, 1-26 (1989).
  45. Jolly, C. J. The seed-eaters: a new model of hominid differentiation based on a baboon analogy. Man 5, 1-26 (1970).
  46. Landt, M. J. Tooth marks and human consumption: ethnoarchaeological mastication research among foragers of the Central African Republic. Journal of Archaeological Science 34, 1629-1640 (2007).
  47. Luca, F., Perry, G. H. & Di Rienzo, A. Evolutionary adaptations to dietary changes. Annual Review of Nutrition 30, 291-314 (2010).
  48. McHenry, H. M. Body size and proportions in early hominids. American Journal of Physical Anthropoogy 87, 407-431 (1992).
  49. McPherron, S. P. et al. Evidence for stone-tool-assisted consumption of animal tissues before 3.39 million years ago at Dikika, Ethiopia Nature 466,857-860 (2010).
  50. Milton, K. A hypothesis to explain the role of meat-eating in human evolution. Evolutionary Anthropology 8, 11-21 (1999).
  51. Mitani, J. C. & Watts, D. P. Why do chimpanzees hunt and share meat? Animal Behavior 61, 915-924 (2001).
  52. Peters, C. R. & O'Brian, E. M. The early hominid plant-food niche: insights from an analysis of plant exploitation by HomoPan, and Papio in eastern and southern Africa. Current Anthropology 22, 127-140 (1981).
  53. Pickering, T. R. et al. Taphonomy of ungulate ribs and the consumption of meat and bone by 1.2-million-year-old hominins at Olduvai Gorge, Tanzania. Journal of Archaeological Science 40, 1295-1309 (2013).
  54. Pobiner, B. Hominin-Carnivore Interactions: Evidence from Modern Carnivore Bone Modification and Early Pleistocene Archaeofaunas (Koobi Fora, Kenya; Olduvai Gorge, Tanzania). Ph.D. Dissertation, Rutgers University (2007).
  55. Pobiner, B. L. & Blumenschine, R. J. A taphonomic perspective on the Oldowan hominid encroachment on the carnivoran paleoguild. Journal of Taphonomy 1, 115-141 (2003).
  56. Pobiner, B. L. & Braun, D. R. Strengthening the inferential link between cutmark frequency data and Oldowan hominid behavior: Results from modern butchery experiments. Journal of Taphonomy 3, 107-119 (2005).
  57. Pobiner, B. L. et al.,New evidence for hominin carcass processing strategies at 1.5 Ma, Koobi Fora, Kenya. Journal of Human Evolution 55, 103-130. (2008).
  58. Potts, R. & Shipman, P. Cutmarks made by stone tools on bones from Olduvai Gorge, Tanzania. Nature 291, 577-580 (1981).
  59. Ragir, S. et al. Gut morphology and the avoidance of carrion among chimpanzees, baboons, and early hominids. Journal of Anthropological Research56, 477-512 (2000).
  60. Selvaggio, M. M. Evidence from carnivore tooth marks and stone-tool-butchery marks for scavenging by hominids at FLK Zinjanthropus, Olduvai Gorge, Tanzania. Ph.D. dissertation, Rutgers University (1994).
  61. Semaw et al. 2.6-Million-year-old stone tools and associated bones from OGS-6 and OGS-7, Gona, Afar, Ethiopia. Journal of Human Evolution 45, 169-177 (2003).
  62. Shipman, P. Scavenging or hunting in early hominids: theoretical framework and tests. American Anthropologist 88, 27-43 (1986).
  63. Speth, J. D. Early hominid hunting and scavenging: the role of meat as an energy source. Journal of Human Evolution 18, 329-343 (1989).
  64. Sponheimer et al. Isotopic evidence of early hominin diets. PNAS doi:10.1073/pnas.1222579110 (2013).
  65. Teaford, M. F. & Ungar, P. S. Diet and the evolution of the earliest human ancestors. Proceedings of the National Academy of Sciences USA 97, 13506-13511 (2000).
  66. Watts, D. P. Scavenging by chimpanzees at Ngogo and the relevance of chimpanzee scavenging to early hominin behavioral ecology. Journal of Human Evolution 54, 125-133 (2008).
  67. Werdelin, L. & Lewis, M. Plio-Pleistocene Carnivora of eastern Africa: species richness and turnover patterns. Zoological Journal of the Linnean Society144, 121-144 (2005).
  68. Wilkins et al. Evidence for early hafted hunting technology. Science 338, 942-946.
0 Yorum